Tapınak Grupları, 23 Temmuz Perşembe gününe denk gelen Tapınağın Yıkılışı anma gününde yeni bir rekor kırmak için yoğun hazırlıklar yürütüyor. Amaçları, daha önce eriştikleri 4.000 Siyonist katılımcı rekorunu aşmak. Tapınak Grupları, 2016 yılından bu yana bu yıllık anma gününü Mescid-i Aksa’ya en yüksek sayıda baskın düzenleme “fırsatına” dönüştürdü. 2021’den beri ise bir günde 5.000 katılımcı eşiğine ulaşmayı ara hedef olarak belirlemiş durumda.
Şu ana kadar bu büyük baskını gerçekleştirmek amacıyla birbirini tamamlayan çeşitli hazırlıklar gözlemlendi. Kuşkusuz bu faaliyetlerin 23 Temmuz Perşembe gününe kadar sürmesi bekleniyor:
1- Tapınak Grupları Tapınağın Yıkılışının yer aldığı İbrani takviminin Av ayının başlangıcını, şimdiye kadarki en büyük baskınlardan biriyle karşıladı. 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü İbrani ay başında 677 kişi Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi. Bu sayı, söz konusu anma günü için güdülen toplu emellerin önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
2- Aynı günün akşamında Tapınak Grupları Birliği, Knesset’te “59 yıl sonra Tapınak Dağı’nda olumlu ilerlemenin on yılı” başlıklı bir konferans düzenledi. Konferansa üç bakan ve çoğu iktidardaki Likud Partisi’nden olmak üzere yedi milletvekili katıldı. Katılımcılar, Mescid-i Aksa’daki mevcut statükonun açıkça değiştirilmesi çağrısında bulundu ve Siyonistler, Yahudiler burada ibadet edemediği sürece Müslümanların da Mescid-i Aksa’ya girişlerinin engellenmesini talep etti.
Konferansa Likud Partisi’nden Knesset Başkan Yardımcısı Nissim Vaturi, Enerji ve Altyapı Bakanı Eli Cohen, Çevre Bakanı Idit Silman ile milletvekilleri Boaz Bismuth, Eliyahu Revivo, Moshe Saada, Ariel Kallner, Avichai Boaron ve Mescid-i Aksa’nın mekansal olarak bölünmesini öngören tasarının sahibi Amit Halevi katıldı. Ayrıca Yeni Umut Partisi’nden Maliye Bakanlığında Devlet Bakanı olarak görev yapan Ze’ev Elkin de toplantıda yer aldı.
3- 16 Temmuz 2026 Perşembe akşamı Tapınak Grupları, Kudüs’ün batısındaki Yafa Caddesi üzerinde bulunan Dernekler Salonu’nda Tapınak Aktivistleri Yıllık Konferansını gerçekleştirdi. Bu yıllık toplantı, genellikle Tapınağın Yıkılışı günü düzenlenecek baskınlar ile bunu takip eden ve her yıl eylül-ekim aylarına denk gelen uzun Yahudi bayramları dönemindeki görev dağılımını koordine etmek amacıyla yapılıyor.
4- Tapınak Grupları Birliği’nden ayrı bir yapı olan ve ikinci kuşak Tapınak aktivistlerinin faaliyet gösterdiği kurumları bünyesinde toplayan Üçüncü Tapınak Örgütleri Birliği, 22 Temmuz 2026 Çarşamba akşamı, Tapınağın Yıkılışı anmasının arifesinde Kudüs Bağımsızlık Yürüyüşü düzenlenmesi çağrısında bulundu. Yürüyüşün, gasbedilmiş Me’menullah Müslüman Mezarlığı üzerine kurulan Bağımsızlık Parkı’ndan başlayarak Eski Şehir’in kapıları etrafında Yeni Kapı, Sahira Kapısı, Şam Kapısı ve Esbat Kapı güzergahını izleyip Mağribliler Kapısı üzerinden Burak Meydanı’nda sona ermesi planlanıyor. Bunun, her yıl Kudüs’ün işgalinin İbrani takvimindeki yıldönümünde düzenlenen Bayrak Yürüyüşü’ne benzer kalıcı bir etkinlik oluşturma girişimi olduğu belirtiliyor.
Tevrat geleneğine göre Tapınağın Yıkılışı günü büyük bir yas günü olarak kabul edilir. Geleneksel anlatıya göre birinci Tapınak bu tarihte yıkılmış, yaklaşık beş yüzyıl sonra ikinci Tapınak da yine aynı tarihte yıkılmıştır. Modern Yahudi tarih anlatısında da 1290 yılında Yahudilerin İngiltere’den, 1492 yılında ise Endülüs’ten aynı tarihte sürüldüğü ifade edilir. İsrail’in kuruluşundan sonra David Ben-Gurion’un Holokost Anma Günü’nü de bu tarihe taşımaya çalıştığı, ancak buna yönelik itirazlar nedeniyle bunun gerçekleşmediği belirtilmektedir.
Dindar Siyonist hareketler ve özellikle Tapınak Grupları ise bu günün farklı bir anlamına vurgu yapmaktadır.
Talmud yorumlarında Mesih’in bu günde doğacağı yönündeki inançtan hareketle, bu günü yalnızca bir yas günü değil aynı zamanda umut günü olarak sunmakta; söz konusu günü, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu alanda kurulmasını hedefledikleri tapınak düşüncesine bağlılığı yenilemek ve her yıl Mescid-i Aksa’ya en yüksek sayıda katılımcıyla baskın düzenlemek için değerlendirmektedirler.
Son yıllarda bu anma günü gerçekten de katılımcı sayısı bakımından yeni rekorlara sahne oldu. 2022 yılında 2.200, 2023 yılında yine 2.200, 2024 yılında 3.000, 2025 yılında ise 4.000 kişi Mescid-i Aksa’ya baskın gerçekleştirdi. Bu nedenle Tapınak Grupları, uzun süredir hedefledikleri 5.000 katılımcı eşiğine bu yıl ulaşmayı amaçlıyor.
Bütün bunlara karşılık, denklemi yeniden dengelemek ve giderek tırmanan bu saldırganlığı geri püskürtmek açısından en önemli unsur caydırıcılık denklemidir. Özellikle de bu tür dönemlerin, Siyonist bilinçte derin izler bırakan tarihsel örnekleri bulunmaktadır. Nitekim 1929 yılında bu dönem, Mevlid Kandili ile aynı zamana denk gelmiş ve bu durum, Burak Direnişi’nin kıvılcımını oluşturmuştur. Bu direniş, göçmen ve Siyonist gruplara ağır ve erken kayıplar verdiren ilk büyük halk direnişlerinden biri olmuştur. Benzer şekilde, 2019 yılında Yahudi dini bayramlarının Kurban Bayramı ile çakışması da işgal kuvvetlerinin Mescid-i Aksa’ya bayram gününde baskın düzenleyerek emsal oluşturma girişimine karşı halkın kitlesel direnişine yol açmıştır. İşgal polisi tüm baskı araçlarını kullanmasına ve Mescid-i Aksa’yı savunan yüzlerce kişiyi yaralamasına rağmen, baskın ancak Mağaribe Kapısı’ndan Silsile Kapısı’na kadar yaklaşık 60 metrelik sembolik bir ilerlemeyle sınırlı kalmıştır. Bu olay, bugün hala Mescid-i Aksa murabıtları ve Kudüslülerin hafızasında “Kurban Bayramı Yarası” olarak yer etmektedir.
Sonuç olarak, bu dini bayramlar artık yalnızca kutlama vesileleri değil; en kutsal mekanlarımızdan birinin kimliğini aşındırma, parça parça ele geçirme ve değiştirme girişimlerinin yoğunlaştığı dönemler haline gelmiştir. Bu tarihler, Siyonist işgal politikasının ilhak ve kimlik silme mekanizmasına hizmet eden işlevsel duraklara dönüşmüştür. Bu nedenle Filistin, Arap ve İslam dünyasının kolektif bilincinde bu dönemlere bakışın değişmesi; bunların önceden hazırlık yapılan, nöbet tutma, direniş ve kararlılık mevsimleri olarak görülmesi gerekmektedir. Böylece bu dönemler, yalnızca tek tarafın planlayıp yönettiği sürpriz zamanlar olmaktan çıkarılabilir.
Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ziyad Ibhais tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibi tarafından yapılmıştır.
