```php ``` Mescid-i Aksa Bir Kez Daha Sukot Bayramı Saldırısı Tehdidi Altında - Kudüste Bugün

Written by • • Görüş

Mescid-i Aksa Bir Kez Daha Sukot Bayramı Saldırısı Tehdidi Altında

 

Önümüzdeki cumartesi günü (26 Eylül) Tevrat’ta geçen Sukot (Çardak) Bayramı başlayacak ve 2 Ekim Cuma gününe kadar yedi gün boyunca devam edecek. Bu bayram genellikle yıl boyunca Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınların en şiddetli yaşandığı dönem olmaktadır.

Sukot Bayramı, Tevrat’ın ilk beş kitabında yer alan ve Babil Sürgünü’nden itibaren farz kılınan üç Hac bayramından biri kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu bayramın kutlanması, Tevrat efsanesine göre Süleyman Mabedi’ne (Tapınak) hac ile bağlantılıdır. Tapınak Grupları da günümüzde bu anlayışı Mescid-i Aksa’ya kalabalık gruplarla baskın düzenleme ve içeride Tevrat ritüellerini dayatma fırsatına dönüştürmektedir. Böylece Mescid-i Aksa’ya yükledikleri “anlam” ve “vizyon” doğrultusunda, Mescid-i Aksa’nın tüm alanında Tapınağı fiziki olarak inşa etmek için en azından manevi olarak Tapınak efsanesini gerçekleştirdiklerine inanmaktadırlar.

Sukot Bayramının Tevrat’taki anlamı, Yahudilerin Mısır’dan çıkışları sırasında sığındıkları hurma yapraklarından yapılmış çardakları anmaktır. Bu nedenle bayramın kutlanması; evin avlusunda veya balkonunda kamıştan bir çardak inşa edilmesini ve bayram günleri boyunca inşa edilmiş bir çatı altında değil, bu çardakta gecelemeyi gerektirir.

Aynı zamanda bu bir hasat bayramıdır. Bu yüzden Tevrat, Yahudilere bu bayramda dört bitki türünden oluşan bitkisel bir kurban sunmalarını emreder: Birincisi Etrog (turunçgillere ait, limona benzer bir meyve), ikincisi Lulav (yeşil hurma dalı), üçüncüsü Hadas (mersin ağacı dalı) ve dördüncüsü Arava (söğüt yaprağı)dır. Bu türler, hurma dalı merkezde olacak şekilde birbirine örülür ve bu kurban kısaca Lulav (dal) olarak adlandırılır. Bayramın bu ikinci anlamı, Babil Sürgünü sonrasında, Yahudi toplumunun bünyesinde bulunduğu dönemin baskın uygarlığının hasat bayramına denk gelmesiyle daha da pekişmiştir.

Bugün Tapınak Grupları bu iki anlamı birlikte Mescid-i Aksa’nın İslami kimliğini değiştirmek ve baskın düzenlemek için birer araç olarak kullanmakta ve bunları üç temel saldırı biçimine dönüştürmektedir:

1) Bu bayramı, Hac bayramlarından biri olmasını kullanarak Aksa’ya baskın düzenleme yarışına çevirmek. Son 23 yılda kaydedilen verilere göre Sukot Bayramı haftası, yıl boyunca en yüksek sayıda Yahudinin baskına katıldığının kaydedildiği haftadır. Bu hafta boyunca 2024 yılında beş gün içinde toplam 5.980 Siyonist baskın düzenlemiş (günlük ortalama 1.196 kişi), 2025 yılında ise beş günde toplam 7.119 Siyonist baskın düzenleyerek bir önceki yıla göre %19’luk bir artış kaydetmiştir.

Bu yıl bayramın ilk günü  cumartesi gününe denk gelmektedir. Bu gün oruç tutma ve çalışmaktan kaçınma günüdür. Bayramın ara günleri ise pazar ile perşembe arasındaki baskın günlerine denk gelmektedir ve bu günlerde oruç veya hareket kısıtlaması bulunmamaktadır. Bu durum özellikle de İsrail hükümetinin 2019’dan bu yana bu günlerdeki baskınları teşvik etmek amacıyla Kudüs’e ücretsiz ulaşım imkanı sunmayı adet haline getirdiği göz önüne alındığında Tapınak Gruplarının baskına katılan kişi sayılarını artırmaya çalışacakları anlamına gelmektedir.

2) Tevrat’ta zikredilen bu bayram günleri boyunca Mescid-i Aksa içerisinde aleni ve toplu bir şekilde bitkisel sunular ile ritüel düzenlemeye çalışmak. Bundaki amaç, Mescid-i Aksa’yı adeta Tapınak  gibi kullanmaktır. Nitekim günümüzde Yahudilik Tapınağa “Tanrı’nın ruhunun ikamet ettiği yer” olarak bakmakta ve kurbanlar buraya getirilmektedir. Diğer bir ifadeyle bu durumu, Mescid-i Aksa’ya en azından manevi/fikri olarak Tapınak muamelesi yapmak için bir vesile saymakta; Tapınağın fiili inşası için bir ön adım olarak görmektedirler.

Bu bitkisel sunuları oluşturan dört türün parçalarını içeri sokma girişimleri 2013 yılından itibaren gizlice ve sınırlı bir şekilde başlamış, Aksa içerisinde bireysel olarak sunulması ilk kez 2018 yılında videoyla belgelenmiş ve 2020 yılı hariç sonraki yıllarda da devam etmiştir.

2025 yılı ise işgal polisinin gözetiminde bu ritüelin tekrarlanan ve toplu bir şekilde görüntülerek yapıldığına sahne olmuş, Tapınak Grupları ihlallerini çeşitli platformlarda sergilemiştir.

Bunun yanı sıra Siyonistler, işgal polisinin koruması altında normalde Tevrat’ta bu bayramda yapılması beklenmeyen yeni ritüeller ve eylemler gerçekleştirmiştir: Aksa’da defalarca şofar üflenmesi, halkalar halinde toplu dualar edilmesi, şarkı söylenmesi, alkış tutulması ve toplu danslar bunların başında gelmektedir. Özellikle İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in 26 Haziran 2025 tarihinden itibaren Siyonist yerleşimcilerin Aksa’da şarkı söylemesine, dans etmesine ve alkış tutmasına izin veren kararından sonra bu durum daha da artmıştır.

3) Meğaribe Kapısı önünde çardakları kalıcı hale getirmek. Tapınak Grupları yakın bir gelecekte bunu Aksa’nın içine taşımayı hedeflemeye devam etmektedir.

2018 yılında Meğaribe Kapısı’nın dış kısmında kapıya ulaşan köprünün üst tarafında kalıcı ahşap bir çardak kurulmuştur. O zamandan beri bu çardak Tapınak Grupları Birliği tarafından yönetilen baskına katılanlara tatlı, su, hafif yiyecekler ve meyve suları sunulan bir hizmet noktasına dönüşmüştür. Geçtiğimiz yıllar boyunca Sukot Bayramı baskınlarını, Kudüs işgalci emniyet müdürünün de katıldığı ve önünde “Polis Tapınak Tepesi’ne Hoş Geldiniz Der” yazılı devasa bir pankartın asıldığı büyük bir törenle açmayı geleneksel hale getirmişlerdir. İşgal polisi bu yolla kendisini Mescid-i Aksa’yı yönetme hakkına sahip tek merci gibi dayatmaya çalışmaktadır.

Bunun da ötesinde Tapınak Grupları bu bayramı işgal polisine teşekkür etmek, baskınları kolaylaştırma ve koruma hususundaki rollerini takdir etmek amacıyla personeli ile amirlerine hediyeler sunmak için bir vesile kılmaktadır. Bu durum iki taraf arasındaki rol paylaşımını güçlendirmektedir. Nitekim Siyonistler provokatif eylemler ve Mescid-i Aksa’ya baskın yapma talebini üstlenirken işgal polisi bunu pratikte gerçekleştirmektedir. Böylece dini ikamecilik “demokratik makamların” yanıt verdiği bir “halk mağduriyeti” görüntüsü altında gizlenmeye çalışılmaktadır.

Tüm bunların karşısında Mescid-i Aksa, toplumsal baskı ve irade denkleminin geri dönmesini beklemektedir. Zira daha önce bu gidişatı engelleyen ve yıllarca yavaşlatan şey toplu mücadeleydi: Ribat, direnişler, intifadalar, eylem dalgaları ve hatta savaşlar yoluyla birden fazla aşamada gerileten tek şeydi. 

Bugün Mescid-i Aksa, ümmetten yine bu denklemi ve mücadeleyi beklemektedir.

 

 

Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ziyad Ibhais tarafından kaleme alınmıştır ve çevirisi Kudüs’te Bugün ekibi tarafından yapılmıştır.