Geçtiğimiz yıllarda, Siyonist yerleşim projelerinin tırmanışıyla bağlantılı olarak yerleşim altyapı projelerinde bir artış yaşandı. Söz konusu bu artış; Siyonist yerleşimcilerin özel konut yapımındaki yükselişe ve işgal devletinin farklı kolları tarafından onaylanan bu projelerin devasa boyutuna ayak uydurmak amacıyla gerçekleşmektedir. İşgal güçleri, bu yerleşim altyapı projelerini; kamu yararı, işgal altındaki şehrin bölgelerinin geliştirilmesi ile yerleşimcilerin varlığına hizmet edilmesi ve yerleşim birimlerinin refahı maskesi altında onaylamaktadır. Bu makalede, işgal devletinin bir dizi yerleşim altyapı projesini mercek altına alacağız.
Silikon Vadisi Projesi
İşgal rejiminin Siyonist yerleşimci güçleri, 2025 yılının başlarında Silikon Vadisi projesinin ilk etabını uygulamaya koyuldu. 14 Ocak 2025 tarihinde, Kudüs’teki işgal belediyesi, işgal hükümetinin Kudüs İşleri Bakanlığı ile ortaklaşa hareket ederek, Vadi el-Cevz Mahallesi arazilerinde inşa edilen yerleşim projesinin birinci etabını hayata geçirmeye başladı. Söz konusu proje; bölgeyi Şeyh Cerrah Mahallesi üzerinden işgal altındaki Kudüs’ün doğusu ile Kudüs’ün batısını bağlayacak bir altyapı inşa etmeyi ve Kudüs’ün doğusuna daha fazla Siyonist yerleşimci bağlamayı içermektedir.
Yeni Yerleşim Yolları
İşgal güçlerinin hayata geçirdiği en dikkat çeken altyapı projelerinin başında, Filistin bölgelerinden bağımsız bir şekilde işgalcilere ulaşım imkanı sağlama amacı taşıyan yerleşimci yollarının inşası gelmektedir. Bu bağlamda kaynaklar, Şubat 2025’in sonlarında, yasa dışı Ma’ale Adumim yerleşiminin sözde belediyesinin, işgal altındaki Kudüs’ün doğusunda yer alan El-Azariye kasabasının giriş rotasını değiştirdiğini ortaya çıkardı. Bu adım, işgalcilerin hareketini kolaylaştırmayı ve Kudüslülerin ulaşımındaki kısıtlamaları artırmayı hedeflemektedir.
Yasa dışı E1 projesi ve yeni yerleşimci yollarının inşası kapsamında, İsrail Güvenlik Kabinesi 29 Mart 2025’te yerleşim birimleri arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi ve Filistin beldelerini tecrit etmeyi amaçlayan, Kudüs’teki bir dizi yeni yerleşim yolu projesini onayladı. Alınan karar, iki yeni yerleşim yolunun açılmasını kapsıyor. İlk proje; Filistinli araçların yasa dışı Ma’ale Adumim yerleşim bloğunun içinden geçmesini engellemek amacıyla, bu araçların ulaşımına tahsis edilen ve el-Azariye ile ez-Zaim köylerini birbirine bağlayacak olan yoldur. İkinci proje ise Alternatif Yol 80 olarak bilinen güzergahın planlanmasını kapsamaktadır. Bu yol, yasa dışı Ma’ale Adumim yerleşiminin doğusunda yer alan, el-Azariye ile Kudüs’ün doğusundaki Han el-Ahmer köyü yakınlarındaki bölgeyi birbirine bağlayacak yeni bir çevre yoludur.
Bu yol, mevcut 1 Numaralı Karayolu’nun alternatifi olarak işlev görecek ve Beytüllahim bölgesini Eriha şehri ve Ağvar (Ürdün Vadisi) bölgesine bağlayacak. Proje kapsamında, El-Azariye ile Ez-Zaim köyleri arasındaki yolun inşası için 335 milyon Şekel (yaklaşık 108 milyon dolar), Alternatif Yol 80’in planlanması için ise 10 milyon Şekel (yaklaşık 3,2 milyon dolar) bütçe tahsis edildi. İşgal rejiminin Ulaştırma Bakanlığı, bu yolların inşasını yürütmeleri için yerleşimci idarelerine finansal destek sağlayacak.
İşgalin yürütme mekanizmaları ile yerleşimci kuruluşları, Filistin topraklarını yaran yeni yollar açmayı sürdürüyor. Bu bağlamda, 28 Temmuz 2025’te Filistinli kaynaklar, işgal ekiplerinin “Hayat Dokusu Yolu” adı verilen yerleşim projesi kapsamında bir yer altı tüneli inşa etmek için kazı çalışmaları yürüttüğünü ortaya çıkardı. İşgal güçleri, Kudüs’ün kuzeydoğusundaki ez-Zaim bölgesinden başlayıp, Eski Şehir ile arasında sadece Zeytin Dağı bulunan el-Azariye kasabasının güney ucundan çıkan yer altı tüneli kazılarına başladı.
İşgal makamları, yerleşim birimlerinin altyapısı için devasa bütçeler tahsis etmeyi sürdürmektedir. Nitekim, 26 Ocak 2026 tarihinde İbrani haber kaynakları; işgal belediyesinin ‘Mali İşler Komisyonu’nun, yarım milyar şekel (yaklaşık 160 milyon dolar) tutarındaki devasa bir bütçeyi onaylatmak için harekete geçtiğini aktardı. Bu bütçe, Kudüs’ün kuzey ve doğusundaki yerleşim yerlerini siyonist işgal rejiminin merkezi yol ağına entegre edecek yeni yol projelerinin inşası için kullanılacak.
Selam Mahallesinde İşgalcilere Yönelik Hizmet Alanları
İşgal makamları, sadece yollar açmak ve işgalcilerin ulaşımını kolaylaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda hizmet altyapısını da birçok yönden geliştirmek için çalışıyor. Bu uygulamaların ilkini yerleşimcilere özel kamu hizmeti kurumlarının inşa edilmesi oluşturuyor. Raporlama döneminde onaylanan en dikkat çekici projelerden biri; işgal güçlerinin 6 Şubat 2025’te, Kudüs’ün doğusunun kuzeydoğusundaki Anata kasabasına bağlı Selam Mahallesi’nde yeni bir yerleşimci projesini hayata geçirmesi oldu. Söz konusu projenin maliyeti yaklaşık 400 milyon şekele (yaklaşık 130 milyon dolar) ulaşıyor. Söz konusu proje; okulların, anaokullarının, spor salonlarının, laboratuvarların ve otopark alanlarının inşasını içeriyor. 17 dönümlük bir arazi üzerinde hayata geçirilecek olan bu projeye ilişkin uzmanlar, bu adımların “Büyük Kudüs” planını tamamlamaya yönelik hazırlıklar kapsamında atıldığını vurguluyor.
Yeni Yerleşimci Parkları
İşgal belediyesinin soykırım savaşıyla eş zamanlı olarak üzerinde çalıştığı en tehlikeli projelerin başında, Kudüs’ün farklı bölgelerinde yerleşimci parkları inşa etmek gelmektedir. İşgal güçleri, bu politikalar vasıtasıyla bir dizi hedefi gerçekleştirmeyi amaçlıyor; bunların en başında ise Filistinlilere ait geniş arazi alanları üzerinde kontrol sağlamak gelmektedir.
Nitekim 12 Ocak 2025’te işgal belediyesi başkanı, Kudüs’ün güneyindeki Beyt Safafa ve Şerefat köylerine ait topraklar üzerinde kurulan yasa dışı Gilo yerleşiminde 25 dönümlük yeni bir parkın açılışını yaptı. Ayrıca 19 Ocak 2025’te, iki hafta içinde ikinci yerleşimci parkının açılışı yapıldı. Söz konusu yeni park, yasa dışı Ganim yerleşim mahallesinin içinde yer alıyor.
İşgal belediyesi, yerleşimci parklarının açılışlarına devam etti. Bu doğrultuda, 14 Mayıs 2025’te Kudüs’ün kalbi konumundaki Silvan kasabasında yeni bir park açıldı. Parka, Irgun terör örgütü üyelerinden birinin anısını yaşatmak amacıyla “Moshe Arens” adı verildi. Bu park, soykırım savaşıyla eş zamanlı olarak Filistin toprakları üzerinde kurulan dokuzuncu park olma özelliğini taşıyor. Temmuz 2025’te ise işgal belediyesi, tehcir edilen Şeyh Bedir Tepesi toprakları üzerinde, yaklaşık 36 dönümlük bir alan kaplayan “Rubin Parkı” adında yeni bir yerleşimci parkının açılışını gerçekleştirdi.
Bu parkların en yenisi, tarihi Mehmenullah (Mamilla) Mezarlığı’nı hedef alan yeni bir yahudileştirme projesi oldu. Mayıs 2026’nın başlarında işgal belediyesine bağlı ekipler, mezarlık alanında belediyenin yürüteceğini duyurduğu yeni bir gelişim projesine işaret eden tabelalar yerleştirdi. Proje, mezarlığın bir kısmının yeşil alanları içeren bir yerleşimci parkına dönüştürülmesini, ayrıca duvarların ve zeminlerin yenilenmesini öngörüyor. Bütçesi yaklaşık 80 milyon şekele (yaklaşık 27,5 milyon dolar) ulaşan proje öncesinde de işgal makamları, geçtiğimiz yıllarda mezarlığın büyük bir bölümünü parça parça gasp etmişti.
Filistinlilerin Topraklarında Yerleşimcilerin Atıkları
Yerleşim projelerinin etkileri sadece Filistin topraklarını gasp etmek ve Filistin bölgelerini parçalamakla sınırlı kalmayıp; buralardaki çevre ve halk sağlığına kadar uzanmaktadır. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri de atık geri dönüşüm projeleridir. Nitekim 7 Ağustos 2025’te işgal belediyesi, Atarot yerleşimindeki işgalcilere hizmet etmek amacıyla, Kudüs’ün kuzeyindeki Kalandiya köyü topraklarında bir atık geri dönüşüm tesisi açmıştı.
Bu projeler; yaydığı kötü kokular ve kimyasal sızıntılarla doğal çevreyi tahrip ediyor. Bu nedenle işgal güçleri, çöplük ve atık merkezleri inşa etmek için kasıtlı olarak Filistin mahallelerini hedef alıyor; böylece Filistinliler için yaşamı katlanılmaz kılan, kirli ve yaşanılamaz bir çevre oluşturmayı amaçlıyor. Bu bağlamda, 13 Kasım 2025’te Filistinli kaynaklar, işgal makamlarının köyde bir atık yakma ve geri dönüşüm tesisi kurmayı planladığını ortaya çıkardı. Siyonist işgal güçleri bu sömürge projesini hayata geçirmek için Ayrım Duvarı’nın yerini değiştirmeyi ve Filistinlilere ait bazı evleri yıkmayı hedefliyor.
Bu çevresel ve sıhhi yıkıcı etkilerle bağlantılı olarak, 29 Aralık 2025’te İbrani basını; işgal rejimine bağlı Ulusal Altyapı Komitesi’nin, tarihi Kudüs Havalimanı toprakları üzerinde kurulan bir sömürge alanı olan Atarot Sanayi Bölgesi’nde yeni bir elektrik üretim santrali kurulmasını onayladığını ifşa etti. İbrani kaynaklara göre, elektrik santrali doğal gazla çalışacak şekilde tasarlanacak. Proje için tahsis edilen arazi alanı yaklaşık 36 dönüme ulaşırken, santralin toplam üretim kapasitesinin ise yaklaşık 900 megavat olacağı belirtiliyor. Elde edilen veriler, projenin temel amacının; işgal makamlarının havalimanı toprakları üzerinde 9 bin yeni yasa dışı yerleşim birimi inşa etmek amacıyla onayladığı dev sömürge planıyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ali İbrahim tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibi tarafından yapılmıştır.
