```php ``` Son Baskınlarda Mescid-i Aksa’da Neler Değişti? – II. Bölüm - Kudüste Bugün

Written by • • Görüş

Son Baskınlarda Mescid-i Aksa’da Neler Değişti? – II. Bölüm

Önceki makalede, Mescid-i Aksa’ya yönelik uzun baskın sezonunda dayatılan Tevrat ritüelleri dokuz farklı biçimde ele alınmış; Mescid-i Aksa’nın İslami kimliğine paralel bir Yahudi kimliği dayatma amacına ve bunların işlevlerine değinilmişti.

Bu ikinci bölümde ise Mescid-i Aksa’da dayatılan baskınların diğer biçimleri ele alınmaktadır: Mescid-i Aksa’ya baskın gerçekleştirenlerle gerçekleştirmeyeler arasında Yahudileştirme çabalarında birbirini tamamlaması adına, baskınlara katılmayan dindar Yahudilerin de bu sürece dahil edilmesiyle Mescid etrafındaki hakimiyetin pekiştirilmesi; Mescid-i Aksa’daki fiili durumu değiştirmeye yönelik iki uzun vadeli sürecin başlatılması (birincisi, Aksa’yı Cumartesi günleri de baskınlara açma çabası, ikincisi ise Babü’r Rahme Mezarlığı’nı yerleşimciler için batıdaki Burak Duvarı Avlusu’na paralel bir Tevrat ayinlerinin gerçekleştirildiği alana dönüştürme girişimi); Mescid’in kuşatılması ve tüm bu baskınların üzerine inşa edildiği dışarıya yansıyan görüntünün tekel altına alınması. Bu bölüm, baskın yapanların sayılarına dair istatistiksel bir analizle sona ermektedir.

1. Mescid-i Aksa’da Gövde Gösterisi ve Hakimiyet kurma

Dini ritüellerin yanı sıra Mescid-i Aksa, Yahudi bayramları boyunca baskına katılanların tekrarlamaya özen gösterdiği türlü gövde gösterilerine sahne olmuştur:

1. Hahamlar tarafından yazılan ve Tora anlamlarını ifade ettiği için icrası duaya en yakın kabul edilen şarkıların söylenmesi: Bunlardan biri, nakaratında “Mabet inşa edilecek ve Siyon şehri dolacak” ifadeleri yer alan “Mabet İnşa Edilecek” şarkısıdır. İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir de el ele tutuşup şarkı söyleme, dans etme ve alkış tutma halkasına katılmıştır.

2. Mescid-i Aksa’da Siyonist egemenliğin bir simgesi olarak İsrail bayrağı açılmıştır.

3. Mescid-i Aksa’daki tüm yapıların yıkılması ve hepsinin yerine Mabet’in kurulması çağrısında bulunan veya bunu destekleyen sloganların yazılı olduğu kıyafetler giyilmiştir.

Baskına katılanlar, bu ritüelleri ve hakimiyet gösterilerini Mescid-i Aksa’nın doğu avlusunda yoğunlaştırmıştır. Amacı ise bu avluyu Mescid-i Aksa içinde fiili bir sinagog haline getirmektir. Tüm bunlar göz önüne alındığında bölgenin sinagog ilan edilmesi için sadece resmi açıklama kalmıştır.

2. Mescid-i Aksa Kapılarında Yahudi Varlığının Artırılması

Mevcut bayram sezonunda, Mescid-i Aksa kapılarının İbrani bayram dönemlerinde Tevrat ritüelleri merkezlerine dönüştürülmesi yaklaşımı genişletilmiştir. Bu yaklaşım, İsrail Yüksek Mahkemesinin 2017 yılında Siyonistlerin Mescid-i Aksa kapılarında ritüellerini gerçekleştirmelerine izin veren kararıyla büyük bir ivme kazanmıştır. Uygulama ilk olarak Kattanin Kapısı’nda (Kattanin Çarşısı) başlamış ve Siyonistlerin varlığı nedeniyle çarşı esnafı dükkanlarını kapatmaya zorlanarak fiili bir durum yaratılmıştır. İşgal kuvvetleri ise 2022 yılından itibaren bu kapatmayı kademeli olarak bizzat üstlenmeye başlamıştır. Bu kapatma; Pesah, Sukot ve Hanuka olmak üzere üç uzun Tevrat bayramında, yani her yıl toplam 23 gün boyunca gerçekleşmektedir.

Siyonist yerleşimciler ayinlerin gerçekleştirilmesi kapsamını bazen Silsile Kapısı’na, 2023’ten bu yana ise sık sık Esbat Kapısı önündeki İmam Gazali Avlusu’na kadar genişletmişlerdir. Son baskınlarda buna Mescid-i Aksa’nın kuzey surundaki Hıtta Kapısı’nı da eklemişlerdir. Bunlara ek olarak, Mescid-i Aksa’nın batı kapılarına çıkan tüm yolların ayrıldığı el-Vad Caddesi’nde dua grupları düzenlenmektedir. Bu durum; sabit ve hareketli Tevrat ritüellerinin birlikte bir katman oluşturduğu, Tevrat bayramlarında namaz kılanların mescide ulaşmasını zorlaştırdığı ve bu cadde ile pazarlardaki hayatın akışını kestiği anlamına gelmektedir.

Burada dikkati çeken önemli bir husus şudur: Mescid-i Aksa dışındaki dua ayinlerine katılanların çoğunluğu, Tevrat şartları gerçekleşmeden Aksa’ya girmeyi yasaklayan geleneksel haham görüşüne bağlı Haredi (Ultra-Ortodoks) Yahudilerdir. Buna rağmen bu kesim, kapılarına ve çevresine hakim olarak Aksa’yı Yahudileştirme projesinin bir parçası haline gelmiştir. Nitekim Burak (Ağlama) Duvarı tarafından Mescid-i Aksa’ya bakan bazı Tevrat okullarından (Yeşivalar) fotoğraflar yayınlanmıştır. Öğrenciler Mescid-i Aksa manzarası karşısında yere kapanmakta, yani baskın yapanların gerçekleştirdiği ritüellerin aynısına Mescid’in dışından katılmaktadırlar.

3. Aksa’nın Yahudileştirilmesini Güçlendirecek Yeni Süreçlerin Başlatılması

Tapınak Grupları, Aksa’ya yönelik bayram baskınlarıyla hazırlık döneminde iki yeni süreç başlatmıştır:

1- Tevrat ritüellerini Babü’r Rahme Mezarlığı’na, Babü’r Rahme’nin dış tarafına taşımaktır. Geçtiğimiz bayram sezonu boyunca ana bayram gecelerinin çoğunda ve bazı günlerde gündüz vakti, sahabe efendilerimiz Şeddad bin Evs ve Ubde bin es-Samit (ra)’in kabirlerinin hemen yanı başında ritüeller düzenlemişlerdir.

Bu ritüellere çağıran Siyonist grup, Mescid-i Aksa’nın doğu surlarının Yahudiler için Filistin topraklarındaki Siyonist projenin başlangıcından itibaren ele geçirme girişimlerinin başladığı batı duvarından (Burak Duvarı) daha kutsal olduğunu iddia etmeye başlamıştır.

2- Siyonistlerin bayramların çoğunun cumartesi gününe denk gelmesini gerekçe göstererek geçtiğimiz bayram sezonunu Mescid-i Aksa’nın cumartesi günleri de baskınlara açılmasını talep etmek için bir fırsat olarak kullanmalarıdır. Bu girişimlerini İsrail Yüksek Mahkemesine başvurarak taçlandırdılar. Mahkeme de Ben Gvir ve Netanyahu’dan görüş talep etti. Ben Gvir bu talebi destekleyen bir görüş bildirdi. Mahkeme ise İsrail’de 27 Ekim 2026 tarihinde yapılması planlanan seçimlerden iki haftadan daha kısa bir süre önce (15 Ekim 2026 Perşembe günü) Siyonistlerin taleplerini karara bağlamak üzere gerçekleştireceği bir sonraki duruşma için Netanyahu’nun görüşünü beklemektedir.

4. Karartma ve Medya Görüntüsünün Tekel Altına Alınması

13 Eylül 2026 Pazar günü bu duruma canlı bir tanık olmuştur. O gün Mescid-i Aksa içerisinde 30 kez şofar üflenmiş ancak hiçbir Arap veya İslami kaynak bunu Mescid-i Aksa içerisinden bir video hatta ses kaydı ile belgeleyememiştir. Siyonist yerleşimciler oruç günleri bittikten iki gün sonra duyurana kadar da bundan haberimiz olmamıştır. Bu durum, işgalci güçlerin ve yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’dan çıkan görüntüyü ve oradan gelen medya anlatısını tekelinde tuttuğu, Aksa üzerindeki medya karartmasını kesin bir şekilde kanıtlamıştır. Böylece sadece bizim bilmemizi istediklerini öğreniyor, kasıtlı olarak sakladıklarından ise habersiz kalıyoruz.

Bu karartma, görüntünün ve anlatının tekel altına alınması; uzun vadeli bir dizi önlemin sonucudur:
Bu süreç, 2022’den bu yana Kudüs’teki Ürdün’e bağlı İslami Vakıflar İdaresi’nin medyada oynadığı rolü etkisizleştirmek ve içeriden herhangi bir görüntü servis etme yetkisini sonlandırmak amacıyla baskı yapılmasıyla başlanmıştır.
Son üç yıldır bu süreç, Siyonistlerin baskınları sırasında murabıtların baskına katılanları görememeleri veya görüntüleyememeleri için mescitteki üstü kapalı yapıların içinde kalmaya zorlanması ve çekim yapan herkesin takibe alınarak Aksa’dan uzaklaştırılması ile devam etmiştir.
Son olarak Aksa’dan gelen tüm görüntü kaynakları pasifize edilene kadar Kudüs odaklı medya platformları 2023 ve ardından 2026 yıllarında iki dalga halinde yasaklanmıştır.

5. Baskın Yapanların Sayısal Analizi

Son olarak Kudüs Valiliği’ne göre, üç hafta boyunca süren son baskınlar sezonunda 11.409 Siyonist Aksa’ya baskın düzenlemiştir. Bu sayı, İslami Vakıflar İdaresi’nin 2015 yılında açıkladığı Aksa’ya bir senede baskın düzenleyen 11.489 Siyonist sayısına oldukça yakındır.

Bu Siyonistlerin çoğunluğu Aksa’ya baskın sezonunun son haftasında, özellikle 27 Eylül 2026 Pazar ile 1 Ekim 2026 Perşembe günleri arasında baskın düzenlemiştir. Bu tarihler arasındaki beş baskın gününde, günlük ortalama 1.825 kişiden toplam 9.123 kişi Aksa’ya baskın gerçekleştirmiştir. Bu rakam, dört yıl öncesine göre %80’lik, 2016’nın aynı sezonuna göre ise yaklaşık %440’lık bir artışı temsil etmektedir.

 

Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ziyad Ibhais tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibi tarafından yapılmıştır.