```php ``` Son Baskınlarla Mescid-i Aksa’da Ne Değişti? - Kudüste Bugün

Written by • • Görüş

Son Baskınlarla Mescid-i Aksa’da Ne Değişti?

 

Toplamda üç hafta süren uzun bayramlar dönemi boyunca ve geçen hafta gerçekleşen beş günlük Sukot Bayramı baskınları sırasında, Mescid-i Aksa bu yıl maruz kaldığı baskınların zirvesini yaşadı. Bunlar Aksa’da Yahudi kimliğine paralel bir kimlik oluşturmak amacıyla Tevrat’a dayalı ritüellerin dayatılmasına yoğunlaştı.

Her bayramda en önemli gösterge sanki sayılar ve istatistiklermiş gibi bunlara olağanüstü bir önem verilmesi karşısında Mescid-i Aksa’da kendi başına artık fiilen var olan İslami kimliğinin yanı sıra Yahudi dini kimliğinin de dayatılması üzerinde durmak zorunlu hale geldi. Bu analiz iki bölümden oluşacak. İlk bölümde Tevrat’a dayalı ritüellerin nasıl kullanıldığı ele alınacak ikinci bölümde ise diğer boyutlara geçilecektir.

Siyonist işgalciler, işgal polisiyle işbirliği içinde bayramlarla bağlantılı ritüellerin neredeyse tamamını Aksa’da sekiz biçimde gerçekleştirdi:

1. Şofar Üfleme

13 Eylül 2026 Pazar günü, İbrani Yeni Yılı’nın ikinci gününde Mescid-i Aksa’da 30 kez şofar üflendi.

Tevrat, şofar üflemeyi iki zaman dilimi arasındaki geçişin ilanı olarak görür. Bu nedenle yeni yılın başlangıcında şofar üflenir. Ancak Siyonizm bunun yanı sıra şofarı bir tür egemenlik ilanı olarak da kullanmaktadır. Buna göre şofarın üflendiği toprak, Arap ve İslami idareden Siyonist “idareye” geçirilmiş olur.

Bu nedenle işgal ordusu 1956’da Sina’yı ilk kez işgal ettiğinde şofar üflemiş, 1967’de  Aksa’da ve Burak Meydanı’nda şofar üflemiş, Gazze’deki soykırım savaşı yılları boyunca da Batı Şeria’da, Güney Lübnan’da ve Suriye’deki Golan Tepeleri’nde defalarca şofar üflemişlerdir. Bununla bu toprakların Siyonist egemenlik altına girdiği ve eski haline dönmeyeceği mesajını vermeyi amaçlamaktadırlar.

2. Selihot Ritüellerinin Yapılması

Selihot, Tevrat’tan bölümler ile tarih boyunca hahamlar ve din adamları tarafından kaleme alınmış şiirlerden oluşan ve Tanrı’dan bağışlanma dileme temasını taşıyan bir dua bütünüdür. Doğu Yahudileri bu duaları İbrani takviminin Elul ayı boyunca okurken, Batı Yahudileri İbrani Yeni Yılı’ndan önceki cumartesi gününden itibaren okumaya başlar. Bu dualar genellikle gecenin ilerleyen saatlerinde okunur, gündüz de tekrarlanabilir. Siyonist yerleşimciler, yaklaşık bir ay süren baskınlar boyunca bunu Aksa’da yapmaya özen gösterdiler.

3. Bitkisel Kurbanın İçeri Sokulması 

Sukot Bayramında beş gün boyunca Mescid-i Aksa’ya bitkisel sunular sokuldu. Bu uygulama, Tevrat’a göre bir hasat bayramı olan Sukot Bayramında dört çeşit bitkinin kurban olarak sunulmasını ifade etmektedir. Bu dört tür şunlardır: etrog (limona benzeyen bir narenciye türü), hurma dalı ve birbirine bağlanan mersin ile söğüt dalları. Bunlar kısaca lulav olarak bilinir.

4. Hallel Ritüellerinin Yapılması

Hallel, Aksa’nın içinde ilahiler halinde Tanrı’yı yüceltme ritüelleridir. Bu kapsamda “Tapınakta Rab’be şükür” başlıklı Mezmur 118 okunur. Bu mezmurda “Rabbin adıyla onları yok ederim” ifadesi iki kez tekrarlanır.

5. Tam Secde Ritüeli

Tam secde olarak bilinen toplu yüzüstü kapanma ritüeli de gerçekleştirildi. Tevrat’a dayalı öğretilerde bu ritüel yalnızca Kefaret Günü’ne (Yom Kipur) ve belirli bir anda Tapınağın içinde yapılmak üzere sınırlandırılmış olsa da Tapınak Grupları bu uygulamanın kapsamını genişletmeye özen göstermektedir.

6. Kohenlerin Kutsama Ritüeli (Haham Takdisi)

Bu ritüel, kohenin Tanrı’nın bereketini Yahudilere aktardığı ruhani bir aracılık uygulamasıdır. Ancak Tevrat’a göre Tapınak hizmetlerini yürüten kahinler sınıfı bugün mevcut değildir. Bu nedenle söz konusu ritüel, çeşitli Tevrat bayramlarında sembolik olarak gerçekleştirilmektedir.

7. Günlük Ritüellerin Sürdürülmesi

Bunlar sabah ve öğleden sonra duasıdır ve baskın dönemlerinin başlangıcında gerçekleştirilir.

Her iki dua da Şema olarak bilinen bölümle başlar ve her birinde çeşitli Tevrat okumaları tekrarlanır.

8. Dua Kitaplarının İçeri Alınması

Tevrat’a dayalı ritüellerin çokluğu ve her bir özel duruma göre okunan Tevrat bölümleri ile şiirlerin farklılık göstermesi nedeniyle bu metinler Yahudilerin çoğu tarafından ezberden bilinmemektedir. Hatta hahamların çoğu bile bunları ezberden bilmemektedir.

Dolayısıyla bu duaların kağıttan okunması zorunludur. Bu nedenle tekrarlanan duaları içeren ve Siddur olarak adlandırılan bir dua kitabı hazırlanmıştır. Bu kitabın Aksa’ya sokulması, Tapınak Gruplarının sürekli taleplerinden biri olmuştur.

İşgal polisi 6 Ağustos 2026’da, bunu deneme amaçlı olarak 15 haham ve dua yöneticisine dağıtmaya başladı. Uygulama, son bayramlar sezonunun tamamı boyunca sürdü ve görünen o ki polis şimdi dağıtımını artırma eğilimindedir.

İşgal polisinin bu girişimi, İbrani Elul ayının başlamasıyla tam olarak aynı döneme denk geldi. Bunun amacı, yukarıda bahsedilen Selihot ritüellerinin gerçekleştirilebilmesini sağlamaktı. Zira bu dualar çok sayıda metin içeriyor ve ezberden bilinmiyor. Dolayısıyla kitap olmadan gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Bu durum, işgal polisi ile baskın düzenleyenler arasında Aksa’yı Yahudileştirme gündemindeki tam uyumu bir kez daha ortaya koymaktadır.

15 kitabın içeri alınması, pratikte baskın için gelen bütün Siyonistlerin Tevrat’a dayalı duaları tekrarlayabilmesini sağlamak anlamına geliyor. Çünkü Yahudilerin ibadeti, bir okuyucunun veya ilahiyi yöneten kişinin (İbranice hazan) ardından duaların tekrarlanmasına dayanıyor. Bu da 15 kitabın, binlerce kişinin Mescid-i Aksa’nın içinde Tevrat’a dayalı duaları gerçekleştirebilmesini sağlamak için yeterli olduğu anlamına geliyor. Buna karşılık işgal polisi özellikle kendisinin Ocak 2026’dan beri her bayram için öne çıkan duaları içeren fotokopi kağıtları dağıtılmasını himaye ettiği göz önüne alındığında bu sayının az ve deneme amaçlı olduğunu ileri sürüyor. Böylece baskın yapanlar bu duaların temel bölümlerini okuyabiliyor.

 9. Tevrat’a Dayalı İbadet Kıyafetlerinin İçeri Sokulması

İşgal polisi haftalardır yeni bir politika uygulamaya başladı: Beyaz renkte olmaması şartıyla talit olarak bilinen dua şalının içeri sokulmasına göz yummaya başladı. Hahamlık görüşüne göre dua için belirlenmiş olan renk beyazdır.

Bu uygulama, Siyonistleri farklı renklerde talitleri Aksa’ya sokmaya teşvik etti. Böylece işgal polisi, Tevrat’a göre gerekli olan tam ibadet kıyafetinin içeri alınmasına imkan tanıma sürecini kademeli olarak tamamlamış oldu.

Bu kıyafet aynı zamanda şunları da içeriyor:

 – Giysilerden sarkan püskül ve iplikler; tsitsit.

– Başa takılan kipa. 

– Siyah dua kayışları; tefilin. 

Böylece hahamlar ve baskın yapan Siyonistler, dua için gerekli görülen Tevrat’a dayalı ibadet kıyafetini giyebilir hale gelmişlerdir.

İşgal devleti, Mescid-i Aksa’yı ortak kutsala dönüştürme politikasını zorla da olsa fiilen uygulamıştır. Bununla İslami ibadetlerin yanı sıra Yahudi ritüelleri de Aksa’da yapılmıştır.

Açıkça görülen şu ki işgal polisinin bugün temel kaygısı, bu Yahudi kimliğini mümkün olduğunca tepkilerden kaçınarak aşamalı biçimde derinleştirmektir. Ayrıca Gazze’deki soykırım savaşının açtığı ve Yahudileştirme açısından açık bir pencere olarak gördüğü fırsat karşısında bu süreci hızlandırmaya çalışmaktadır.

Tapınak Gruplarının, Mescid-i Aksa’ya iddia ettikleri Tapınakmış gibi muamele edilmesini pekiştiren ritüellere odaklanmasına da özellikle dikkat etmek gerekir. Bu gruplar, Tevrat’a göre Tapınağa özgü olduğu söylenen ritüelleri seçmektedir. Çünkü Tevrat’a göre Tapınak, “Rabbin ruhunun ikamet ettiği yer” olarak kabul edilir.

Bu nedenle bitkisel sunularını Aksa’ya getirmeye özen göstermekte ve tam secde ritüelini kendi zamanının dışında da yaygınlaştırmaya çalışmaktadırlar. Tevrat’a göre bu ritüel Tapınağa özgüdür. Aynı şekilde hallel adı verilen övgü ritüellerinden, “Rabbi Tapınakta yüceltme” bölümlerini özellikle seçmektedirler. Böylece söz konusu pasajı yeniden canlandırdıklarını vurgulamaktadırlar.

Son olarak bu ritüellerin dayatılması hususunda ilerlenmesi, Aksa’nın mekansal olarak bölünmesi yönündeki çabayı yeniden gündeme getirebilir. Şu anda geriye kalan adımlardan biri ahşap Tevrat tomarlarının içeri alınmasıdır. Bunlar üzerine konulacak masaları, muhafaza edilecekleri dolapları ve okuma sırasında satırların takip edilmesini sağlayacak araçları gerektirmektedir.

Aynı durum, bir hayvan kurbanı için de geçerlidir. Bunun bir sunak, özel kaplar ve kendisine özgü borular gibi araçlara ihtiyacı vardır. Böylece Tevrat’a dayalı araçların Aksa’ya sokulması süreci, mekan gerektirmeyen bütün araçların içeri alınmasının tamamlanması noktasına ulaşmıştır. Bu da sürecin, özellikle Aksa’nın doğu avlusunda, mekansal bölünme süreciyle temas ettiği anlamına gelmektedir. Söz konusu doğu avlusu, işgal polisinin dayattığı gerçek ve sürekli bir boşaltma politikasının hedefi haline gelmiştir.

 

Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ziyad Ibhais tarafından kaleme alınmıştır ve çevirisi Kudüs’te Bugün ekibine aittir.