```php ``` Kuşatma Altında Ramazan: İşgal Yönetimi, Ramazan Başlamadan Önce Aksa’yı Nasıl Boşaltmaya Çalışıyor? - Kudüste Bugün

Written by Görüş

Kuşatma Altında Ramazan: İşgal Yönetimi, Ramazan Başlamadan Önce Aksa’yı Nasıl Boşaltmaya Çalışıyor?

Geçtiğimiz son birkaç yılda, işgal makamlarının Ramazan ayında Mescid-i Aksa’ya uyguladığı kısıtlamalar artmıştır. Temel amacı, Aksa’ya girebilen insan sayısını azaltmak olan bu kısıtlamalar, Mescid-i Aksa’da en önemli ribat, ibadet ve itikaf dönemine darbe vurmak amacıyla işgal altındaki Kudüs’ün tamamını ve buraya giden yolları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bu yıl mübarek Ramazan ayı yaklaşırken, işgal makamları daha fazla kısıtlama uygulamaya başlamıştır. Bu makalede, bu kısıtlamaların ve tırmanışın ardındaki işgal devletinin temel hedefleri özetlenecek ve bugüne kadar alınan en önemli kararlara ışık tutulacaktır.

 

Güvenlik tartışmaları ve radikal bir polis şefi

İşgal yönetimine bağlı güvenlik güçleri, 2025 yılının sonlarında başlayarak Ramazan ayı boyunca gerginliğin artırılmasına yönelik önceden hazırlık yapmaktaydı. İbrani kaynaklar, Kasım ayında radikal Ulusal Güvenlik Bakanı’nın Ramazan başlamadan önce Amir Arzani’nin yerine Avshalom Peled’i Kudüs bölgesi emniyet müdürü olarak atamayı planladığını ortaya çıkarmıştır. Bu kaynaklara göre, Polis Komiseri Danny Levy, Ramazan öncesinde Arzani’nin yerine Ben Gvir’in yakın arkadaşı Avshalom Peled’in atanmasını teşvik etmiştir.

Haaretz Gazetesi, Ben Gvir’in 2026 yılının başında önceki emniyet müdürünü görevden almak için yoğun bir çaba sarf etmesinin ardından Beled’in Kudüs’te emniyet müdürü olarak yeni görevine başladığını ve bu hamlenin Ramazan hazırlıkları kapsamında yapıldığını ortaya çıkarmıştır.

Güvenlik hazırlıkları birbiri ardına ortaya çıkmaya başlamıştır. İşgal polisi, 12 Ocak 2026’da Ramazan ayı boyunca Batı Şeria’dan Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya namaz kılmak için gelenlerin erişimini kısıtlamayı tavsiye etmiştir. Bu tavsiye, Knesset’in Ulusal Güvenlik Komitesi’nin konuyu ele almasının ardından gelmiştir. Kudüs bölgesindeki işgal polisinin operasyonlar sorumlusu Eido Katzir’e göre çalışmaların temeli katı kurallardır ve bugün Kudüs’te güçlü caydırıcılık ve yoğun çalışmalar sayesinde nispeten bir barış ortamı yaşanmaktadır. Bu ifadeler, işgal altındaki şehirde, önceki yıllarda olduğu gibi, Kudüs’te ve Aksa’ya giden yollarda güvenliğin sıkılaştırılmasıyla bir başka gerginliğin uygulanacağına işaret etmektedir. Güvenlik önlemleri bununla bitmemiştir. Bu toplantı sırasında işgal polisi, merkez bölge ve Kudüs için yedek taburun oluşturulacağını duyurmuştur.

İşgal kuvvetleri, Ramazan yaklaşırken erkek ve kadın muhafızları sistematik olarak hedef almanın yanı sıra, Filistinli gençlere ve Aksa’nın savunmasının sembollerine yönelik uzaklaştırma emirlerini artırmakta, Cuma namazından sonra çok sayıda Filistinli genci tutuklamaktadır. Bu politika, 2026 yılının ilk ayında birçok Cuma’da gözlemlenmiş ve serbest bırakılmadan önce haklarında Aksa’dan uzaklaştırılma emirleri çıkarılmıştır. Kudüslü avukatlardan birine göre, işgal polisi gençlere ve etkili şahsiyetlere odaklanmaktadır. Sadece birkaç gün içinde Kudüs’ün çeşitli bölgelerinden ve banliyölerinden 50’den fazla genci tutuklamış, Şuafat mülteci kampı kontrol noktasına götürmüş ve burada, İsrail bayrakları önünde fotoğraflarını çekmiştir. Bu hareket, bir sindirme ve aşağılama mesajı şeklinde tanımlanmıştır.

 

İşgal kuvvetlerinin Ramazan ayında gerginliği tırmandırma amaçları

İşgal kuvvetlerinin temel amacı, Aksa’da Yahudi varlığını dayatarak ve işgalci yerleşimcilerin Müslümanların yoğun varlığından etkilenmeden Aksa’ya baskın yapmalarına izin vererek, Aksa’da karışıklık çıkarmak ve namaz kılanların sayısını azaltmaktır. İşgal makamları bu amaca ek olarak aşağıda aktarılan bir dizi hedefe de ulaşmaya çalışmaktadır:

İlk olarak, dini vecibeleri hedef alarak namaz kılanların ve Aksa’nın toplu olarak cezalandırılması. İşgal kuvvetleri, Müslümanlar için en önemli zaman dilimi olan mübarek Ramazan ayında saldırarak Aksa’da ibadetin özünü etkileyen yeni gerçekliği dayatmaya çalışmaktadır.

İkinci olarak, Kudüs’teki genç erkekleri hedef alan uzaklaştırma emirlerinin de ortaya koyduğu üzere, Ramazan’ın son on gününde Tapınak Gruplarının taleplerine yanıt olarak, Mescid-i Aksa’daki itikafın tamamen hedef alınması. İşgal makamları, son yıllarda, Filistinlilerin kendileri tarafından belirlenen zamanlar dışında itikaf yapmalarını engellemek için aralıksız girişimlerde bulunmuştur. Bu zamanlar genellikle, Meğaribe Kapısı’nın Yahudilere kapatılmasından önceki günlerle, yani cuma ve cumartesi gecesi ile bağlantılıdır. Diğer günlerde ise işgal makamları, geçen Ramazan ayı boyunca itikafa girenleri zor kullanarak içeri almamış ve Aksa’dan uzaklaştırmıştır.

Üçüncü hedef ise, İslam nüfusu üzerinde daha fazla kuşatma uygularken, daha fazla sayıda işgalci yerleşimcinin Aksa’ya baskın gerçekleştirmesine kapı açmak suretiyle Aksa’ya yönelik saldırganlığın artırılmasıdır. Ramazan ayı, bu strateji için bir sorun oluşturmaktadır. Çünkü bu ayda İslam dünyasından yoğun bir katılım görülmekte ve Müslümanların sayısı Cuma günleri ve Kadir Gecesi’nde on binleri bulmaktadır.

 

Bir patlamaya şahit olacak mıyız?

Bu yaklaşan kuşatma ve Ramazan ayında daha da şiddetlenecek olan saldırıların gölgesinde, bu ay yeni bir patlama noktasına tanık olunacaktır. Çünkü Yahudi bayramı Purim 2-3 Mart 2026 tarihlerine denk gelmektedir. Tapınak ile doğrudan bir bağlantısı olmayan marjinal bir bayram olmasına rağmen, Tapınak Grupları bu bayramla bağlantılı olarak Aksa’ya baskın yapanların sayısını artırmaya çalışmaktadır ve işgalci yerleşimciler de Purim Bayramı’nda Aksa’nın kapıları önünde kışkırtıcı danslar yapmaya hevesli görünmektedir. Geçtiğimiz yıllarda, bu bayram sırasında Aksa’ya baskın yapanlar, Tapınak ile ilişkili beyaz Kohen ve özel Tapınak hizmetkarı giysileri giyerken, Babü’r Rahme Mescidi yakınında özellikle tam secde ve Kohen kutsamaları gibi Yahudi ritüellerini icra ederken görülmüştür.

Bu bayramın Ramazan ayı ile çakışması ve işgal kuvvetlerinin bayram öncesinde ve sırasında uyguladığı sayısız önlemler nedeniyle, bu bayram Aksa’daki nöbet için gerçek bir sınav niteliğinde olup, Mescid-i Aksa içinde ve çevresinde baskıcı önlemlerin artırılmasının yanı sıra, Yahudi bayramlarının Ramazan ile çakışmasını hatırlatmaktadır.

İşgal kuvvetleri, Batı Şeria’da yaşayan yüz binlerce kişinin Mescid-i Aksa’ya ulaşmasını engellerken, binlerce polis ve sınır muhafızını görevlendirmektedir. İşgal altındaki kentin çevresinden izolasyonunu pekiştirmek amacıyla, soykırım savaşıyla birlikte uygulanmaya başlanan ve günümüze kadar devam eden kısıtlamalar ve baskılardan yararlanmaktadırlar.

Son olarak, Aksa’ya yönelik saldırganlığın artması ve Filistin’den izole etme girişimleri, işgal yönetiminin saldırganlık ve küstahlığı konusunda ısrarcı olması açısından ya da Kudüs ve Aksa’nın gerçekliği üzerinde herhangi bir gerçek etkisi olmayan çeşitli aktörler için bir dizi soru ortaya çıkarmaktadır. Tüm bunlar, ribatın desteklenmesi, Aksa’ya uygulanan kuşatmanın kırılması ve Aksa’nın boşaltılması planlarının engellenmesine yönelik projelerin yeniden canlandırılmasının zorunlu oluşuyla bağlantılıdır.

 

Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ali İbrahim tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibi tarafından yapılmıştır.