```php ``` Silvan ve Kudüs’teki Büyük Yahudileştirme Haritası - Kudüste Bugün

Written by Görüş

Silvan ve Kudüs’teki Büyük Yahudileştirme Haritası

İşgal yönetimi işgal altındaki Kudüs’te her cephede harekete geçmekte ve özellikle nüfusla ilgili bir dizi meseleyi sonuçlandırmaya çalışmaktadır. İşgal altındaki şehirdeki Filistinlilerin varlığı, yerleşimcilerin nüfus üstünlüğü sağlamasının önündeki engellerden birini oluşturmaktadır. Bu nedenle işgal güçleri, Eski Şehir ve Mescid-i Aksa’ya olabildiğince yakın noktalarda yerleşim faaliyetlerini yoğunlaştırmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda, Kudüs’ün koruyucusu ve Eski güney beldenin kalkanı olan Silvan beldesine yönelik saldırılar son yıllarda artmıştır.

Belde, Mescid-i Aksa’nın güney duvarından birkaç metre uzaklıkta yer almaktadır. Stratejik konumu ve Mescid-i Aksa’ya yakınlığı nedeniyle, geçtiğimiz yıllarda sakinlerinin tahliye edilmesi ve beldenin yerleşimcilere özel bir bölgeye dönüştürülmesi yönünde yoğun girişimlere maruz kalmıştır. İşgal güçlerinin belde sakinlerini kovma ve evlerini yıkma girişimleri, Kudüs’ün merkezi bir bölümünü boşaltmaya yönelik sistematik bir planın parçası olarak artmaktadır. Bu girişimler ile bağlantılı olarak, toprağı, altını ve üstünü içine alan eksiksiz bir demografik yapı oluşturmak için büyük bir çaba sarf etmektedirler.

Mekânın Kökleri

Geçtiğimiz yıllarda işgal yönetimi, beldenin coğrafi sınırlarını büyük ölçüde daraltmıştır. Bu sınırlar, bugün Kudüs ve Eriha şehirleri arasında yer alan Han el-Ahmar bölgesi olarak bilinen yere kadar uzanmaktaydı. Kaynaklara göre bu bölgeye Han el-Selavne adı verilmekteydi. Ancak işgalciler bu arazilerin çoğuna el koymuş ve Silvan beldesi bugün bildiğimiz haliyle kalmıştır.

Silvan beldesinin bugünkü yüz ölçümü yaklaşık 5.640 dönümdür ve 12 mahalleden oluşmaktadır. Verilere göre, beldenin nüfusu yaklaşık 60 bin Filistinli’den oluşmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda, işgal güçleri beldede yaklaşık 2.300 yerleşimciyi barındıran 78 yerleşim birimi kurmuştur.

Belde stratejik bir konumda yer almaktadır. Mescid-i Aksa ve Eski Şehir’in güney ucunun doğal uzantısıdır. Kuzeyde Mescid-i Aksa, batıda Nebi Davud Dağı’nın güney yamaçları, güneyde Mukebbir Dağı’nın kuzey yamaçları ve doğuda Ebu Dis, El-İzariyye ve Tur Dağı ile çevrelenmiştir ve aralarında birkaç vadi bulunan bir dizi yamaç üzerinde yer almaktadır. Bunların en önemlileri: Helva Vadisi, Rababe Vadisi ve Yasul Vadisi olup, bunlar aynı zamanda beldenin bazı mahallelerinin de isimleridir.

Anlatıyı Yalanla Süsleyen Kazılar

İşgal yönetiminin Kudüs’ü kontrol altına alma girişimleri belirli bir mahalle veya tek başına bir beldeyle sınırlı kalmamaktadır. Elindeki araç ve imkânlarla Kudüs’ü hem mimari özellikleri hem de nüfusu bakımından bir Yahudi şehrine dönüştürmeye çalışmaktadır. Bu yüzden Filistin halkını hedef almaya devam etmekte ve şehir dışına sürmeye çalışmaktadır. İşgal altındaki şehrin demografik dengesini doğrudan değiştirme konusunda Silvan beldesinin büyük önemi bulunmaktadır. Mescid-i Aksa’ya yakınlığı nedeniyle, yer üstü ve yer altı alanlarının hedef alınmasının yanı sıra, doğrudan insan varlığının hedef alınmasıyla bağlantılı birçok saldırıya maruz kalmaktadır.

İşgal yönetimi, Silvan beldesini hedef alarak, buradaki Filistinlilerin evlerinin ve tesislerinin altında çok sayıda kazı çalışması yürütmektedir. Bu kazı çalışmaları 19. yüzyılın ikinci yarısında başlamış, ancak 1967’de Kudüs’ün doğusunun işgal edilmesinin ardından büyük ölçüde artmıştır. Bu kazılar, beldeye yönelik saldırıları tırmandırmanın ve birçok yeri salonlara, sinagoglara ve benzeri yerlere dönüştürmenin yanı sıra, bu kazılar üzerinde bulunan Filistinlilerin evlerini de tehdit etmektedir. Özellikle kış aylarında, bu kazılar nedeniyle altlarındaki toprağın boşalması sonucu evlerde çatlaklar oluşmakta ve bazı kısımları çökmektedir.

Beldenin altındaki en önemli kazı alanlarından biri, Şam Kapısı’ndaki bir oyuktan başlayan ve uzunluğu yaklaşık 300 metreye ulaşan Silvan Mağarası Tüneli’dir. 2006 yılında ortaya çıkarılan yeni Silvan Tüneli,  Silvan Pınarı yakınlarında yer almakta olup, derinliği 12 metreye ulaşmakta ve birden fazla kazı alanını birbirine bağlamaktadır. Vadi Helva mahallesinden başlayıp Silvan beldesinin merkezine doğru uzanan ve mahalledeki onlarca evin altından geçen Vadi Helva Tüneli, Filistinlilerin evlerinde ciddi çatlaklara neden olmuştur.

Bu kazı çalışmalarının sonuncusu ve en büyüğü, 2019 yılından beri devam eden Hacılar Yolu Tünelidir. Bu tünel, Silvan Pınarı’ndan başlayıp, Vadi Helva mahallesindeki Filistinlilerin evlerinin altından geçerek, Mescid-i Aksa’ya bitişik Burak Duvarı Meydanı’nın güney kenarına kadar uzanmaktadır. 15 Eylül 2025 tarihinde, işgal hükûmeti başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte tünelin açılışını gerçekleştirmiştir. Netanyahu’nun ofisine göre: “ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ziyaretinin en önemli duraklarından biri, Kudüs’teki Davut Şehri’ne yapılan ortak ziyaret olmuştur. Burada, Silvan Pınarı’ndan Tapınağa uzanan tarihi hac yolu ilk kez açılmıştır. Bu, Yahudi halkı için tarihi ve kültürel açıdan önemli bir olaydır.” Rubio, X platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştır: “Hac yolu, ABD ile İsrail arasında köklü kültürel ve tarihi bir bağdır. Bu, Amerika’nın kurucu atalarına ilham veren Yahudi-Hıristiyan değerlerini güçlü bir şekilde hatırlatmaktadır.” İsrailli solcu “Şimdi Barış” hareketine göre, tünelin uzunluğu 600 metredir ve İsrail Tarihi Eserler Kurumu’nun yerleşimci “Elad” örgütüyle ortaklaşa, yaklaşık 50 milyon şekel (15 milyon ABD doları) tutarında devlet fonuyla kazılmıştır.

Yıkım ve Aşamalı El Koyma Arasında Belde Evleri

1999 yılından bu yana Silvan beldesinde Filistinlilerin evlerine yönelik saldırılar giderek artmaktadır. Bu durum, işgal yönetiminin yerleşimci derneklerine belde içinde yerleşim noktaları kurmaları için izin vermesiyle aynı zamana denk gelmektedir. Yerel Filistinli kaynaklara göre, bu yerleşim noktalarının sayısı, 25 yılı aşkın bir süredir devam eden saldırıların bir parçası olarak yaklaşık 78’e ulaşmıştır. Bu projeler, işgal hükûmetinin doğrudan desteğiyle ya da uzantısı niteliğindeki yerleşimci dernekleri aracılığıyla, başta Elad ve Ateret Cohanim olmak üzere, birçok yerde yürütülmektedir.

2021 yılında Kudüs Belediyesi, belde sakinleri tarafından sunulan ve bir kısmının park ve okul gibi kamu tesislerine ayrılmasını öngören tüm imar projelerini reddetmiştir. Vadi Helva Bilgi Merkezi”ne göre, belde sakinleri 2004 yılından beri işgal belediyesini, mahallenin yıkılmasının ardından üzerine Kral Parkı inşa edileceği bahanesiyle mahalleyi yıkmaktan vazgeçirmeye çalışmaktadır. Ancak bu girişimler belediyenin ısrarı karşısında başarısızlıkla sonuçlanmıştır. O zamandan beri yıkım kararlarının dondurulması durdurulmuş ve zamanla daha çok ev yıkılmıştır.

Beldeyi hedef alan yıkım operasyonlarının yaygınlaşması konusunda, Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yayınlanan bir rapora göre, işgal yönetimi Ocak 2011 ile Ocak 2026 başı arasında Kudüs’ün doğu kesiminde yaklaşık 2307 yapıyı yıkmıştır. Bu dönemde Silvan, yaklaşık 317 bina ve evin yıkılmasıyla en fazla yıkım olayının yaşandığı ikinci yer olmuştur ve bu durum, beldenin maruz kaldığı baskıların boyutunu ortaya koymaktadır. Bu operasyonlar, Filistinlileri bölgeden çıkmaya zorlamayı ve yerleşimci varlığının genişletilmesine ve sayısının artırılmasına zemin hazırlamayı amaçlayan bir tırmanış sürecinin parçası olarak gerçekleştirilmektedir.

Silvan’daki işgal politikalarının genel görünümü, yönetimin beldenin demografik dengesinde ani bir değişiklik yaratmaya çalıştığını ortaya koymaktadır. İşgal yönetimi, işgal altındaki Kudüs’te nüfus yoğunluğu yoluyla doğrudan üstünlük sağlamak amacıyla, şu 6 mahallenin tamamen boşaltılmasını planlamaktadır: Vadi Helva, Vadi Rababe, Batn el-Heva, Ayn el-Luz ve Vadi Yasul.

İşgal yönetimi bu mahallelerde toplu tahliye işlemlerini geciktirmiş olsa da bireysel tahliye işlemlerine ve beldedeki Filistinlilerin evlerine yönelik sistematik saldırılara devam etmektedir. 1948 öncesi belde topraklarının Yahudilere ait olduğunu gerekçe göstererek, Filistinlilerin evlerine el koyma kararlarını artırmıştır.

İşgal mahkemelerinin yerleşimci derneklerinin tarafını tutması karşısında, yasal çerçeve Filistinliler için yerleşimcilerin evlerine el koymalarını geciktirmek için yapılan son bir girişimden ibarettir. Silvan’daki Filistinlilerin evlerine el konulmasına yönelik son zamanlarda alınan kararlardan bazıları şunlardır:

  • Kudüslü kaynaklar, 24 Haziran 2025 tarihinde işgal mahkemelerinin Batn el-Heva mahallesindeki Kudüslülerin evlerini de kapsayan bir dizi tahliye kararı verdiğini açıklamıştır. Bu evler arasında el-Recebi ailesine ait 3 ev, el-Şuveyki ailesine ait bir ev ve el-Avde ailesine ait bir ev bulunmaktadır.
  • İşgal yönetimi,14 Aralık 2025 tarihinde Silvan’da yaşayan bir Filistinli aileyi Batn el-Heva mahallesindeki evlerini boşaltmaya zorlamıştır. 18 Aralık 2025 tarihinde İsrail İcra ve Uygulama Dairesi, üç evin kapı kilitlerini değiştirmiş ve anahtarlarını, işgal gücünün zorla mahalleye yerleştireceği üç yerleşimci aileye teslim etmek üzere evlerin onarımına başlayan Ateret Cohanim yerleşimci derneğine teslim etmiştir.
  • İsrail Yüksek Mahkemesi, 29 Aralık 2025 tarihinde Silvan beldesinin Batn el-Heva mahallesinde bulunan Filistinlilere ait 13 evin, Ateret Cohanim yerleşimci derneğinin yararına tahliye edilmesini kesin olarak onaylamıştır. Bu kararlar, iki evden oluşan ve 16 kişilik iki ailenin yaşadığı Abdülfettah el-Recebi ailesiyle, 11 evi kapsayan, içinde 100’den fazla Kudüslü vatandaşın yaşadığı Yakup ve Nidal el-Recebi aileleriyle ilgilidir.
  • 26 Mart 2026 tarihinde, onlarca yerleşimci işgal güçlerinin sıkı koruması altında bu daireleri ele geçirmiştir. Birçok ev sahibinin ifadesine göre, kendileri ve aileleri 1967’de  Kudüs’ün doğusunun işgalinden önce bu dairelerde yaşamaktaydı.

Stratejik Hedefler: Coğrafya ve Demografi

Art arda gelen bu yıkım dalgaları, beldeye yönelik saldırıların yoğunlaşması ve yıkım bildirimlerinin yaygınlaşması, bunların münferit önlemler olmadığını, işgal altındaki Kudüs’ün kimliğiyle bağlantılı daha geniş çaplı bir planın parçası olduğunu göstermektedir. Bu, şehri yeniden şekillendirmeyi, Arap-Filistinli karakterini ortadan kaldırmayı ve yerine Tevratçı yerleşimci kimliği yerleştirmeyi amaçlayan kararlı politikaların somut bir örneğidir.

Bu eğilim, el-Bustan Mahallesine yönelik artan baskılarda da açıkça görülmektedir. İşgal belediyesi bu mahallede mülkiyet anlaşmazlıklarına dayalı bahanelere başvurmamaktadır ve mahallede genişletilebilecek veya üzerine inşaat yapılabilecek bir yerleşim alanı da bulunmamaktadır. Bu yüzden, bölge sakinlerini yerinden etmenin tek bahanesi, işgal güçlerinin Kudüs ve genel olarak Filistin coğrafyasına zorla dayatmaya çalıştığı Tevrat’a dayalı bir anlatıya dayanıyor gibi gözükmektedir. İşgal belediyesi, mahallenin arazisinin Kral Davut’un Bahçesi olduğunu iddia etmekte ve “Davut Şehri” olarak bilinen Vadi Helva’daki daha geniş bir Yahudileştirme projesiyle paralel olarak, burayı sözde kökenine geri döndürme niyetini açıklamaktadır.

Yerleşim politikalarının dini boyutunun yanı sıra, Silvan’ın hedef alınmasında demografik nedenler de öne çıkmaktadır. Çünkü bu bölge, bir yandan sürgün politikalarının, diğer yandan da yerleşimci yerleştirme politikalarının tekrarlanabilir bir modeli haline getirilmektedir. İşgal yönetiminin bu operasyonları sürdürmesinin en önemli amaçları şunlardır:

  1. Mescid-i Aksa çevresindeki coğrafi kontrol: Eski Şehir’e uygulanan sıkı abluka, Aksa’ya yönelik saldırıların ve baskın yapanların artması.
  2. Yerleşim kuşağı oluşturulması: Silvan’ı Yahudi çoğunluklu bir bölgeye dönüştürme konusunda, çevredeki yerleşim yerlerini birbirine bağlayarak ve beldedeki yerleşim noktalarının sayısını artırarak, Filistin mahallelerinin birbirinden ayrılması ve gelecekte olası herhangi bir coğrafi bağlantının engellenmesi.
  3. Demografik yapının değiştirilmesi: İşgal güçleri, yıkımlar, kimlik kartlarının geri alınması, ekonomik baskılar ve yoğun yerleşim faaliyetleri yoluyla beldedeki Filistinli varlığını azaltmaya çalışmaktadır.
  4. Tarihsel ve dini bir anlatının dayatılması: Daha önce de değinildiği üzere, işgal yönetimi Davut Şehri projesini sürdürmekte ve Kral Parkı’nı kurmaya çalışmaktadır.
  5. Filistinlilerin kentsel yayılmasının engellenmesi: Bu, işgal yönetiminin sürekli uyguladığı bir politikadır. Bu politika kapsamında Filistinlilerin inşaat yapması engellenmekte, inşaat ruhsatı alma imkânları kısıtlanmakta ve ruhsatsız inşa edilen evleri yıkılmaktadır. Ayrıca, mevcut alanların darlığı ve inşaat maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle Filistinlilerin barınma konusundaki sıkıntılarını daha da artırmaktadır.

Silvan’ın Büyük Sorunlarla İlişkisi

Aşırı sağcı hükûmet, sahada daha fazla gerçeklik dayatmak için zamana karşı yarışmaktadır. Gazze’ye yönelik soykırım savaşından İran’la yapılan savaşa kadar bir dizi savaşla meşgul olmasına rağmen, Yahudileştirme kolları saldırılarını durdurmamıştır. Aksine yeni yerleşim ihaleleri açma konusunda acele etmiş ve daha fazla yerleşim biriminin yasallaştırılmasına yol açmıştır. Büyük Kudüs planları ile Ma’ale Adumim yerleşim biriminin genişletilmesi de dahil olmak üzere bir dizi büyük yerleşim projesini duyurmuştur.

Bu ve benzeri projeler, Kudüs’ün doğusunda coğrafi ve demografik yapının yeniden şekillendirilmesi olarak tanımlanabilecek bir süreç kapsamında, Silvan’ın stratejik konumu, Mescid-i Aksa’ya yakınlığı ve dini anlatılarla olan bağlantısından yararlanarak, mümkün olduğunca az sayıda Filistinli’nin yaşadığı mümkün olduğunca geniş bir araziyi bünyesine katmayı hedeflemektedir.

 

Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ali İbrahim tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibine aittir.