Filistin Kudüs Valiliği, Filistinli Bedevi topluluklarının il sınırları içindeki varlığının sona erdirilmesini, mevcut yerleşim yerlerinden yeni bir mahalleye nakledilmeleri ve yerlerine İsrailli yerleşimcilerin yerleştirilmesini amaçlayan İsrail planına karşı uyarıda bulundu.
Valiliğin açıklamasına göre, “Şami Mahallesi” adı verilen plan, Kudüs’ün doğusundaki coğrafi ve demografik yapıyı yeniden şekillendirmeyi amaçlamaktadır. Bu, bedevi topluluklarının varlığının sona erdirilip geniş çölden küçük bir alandaki yeni bir mahalleye nakledilmesi anlamına gelmekte ve yıkıntılar üzerinde genişlemeci sömürgeci projelerin hayata geçirilmesine hizmet etmektedir.
Valilik ayrıca İsrail işgal makamlarının, bu planı geçen hafta ordu bünyesindeki İsrail Sivil İdaresi’ne bağlı Yüksek Planlama Konseyi’nin Planlama ve Ruhsatlandırma Alt Komitesi’ne sunduğunu ve planın, şehrin doğusundaki Ebu Dis beldesi sınırları içinde yaklaşık 170 dönüm arazi üzerinde uygulanacağını belirtmiştir.
Planın hayata geçirilmesi durumunda şu mahalleler ortadan kalkacaktır: El-Han el-Ahmer, Ebu el-Nevar, Arab el-Cehalin, Vadi Cemel, Cebel el-Baba, Vadi Senisil ve Bi’r el-Meskub. Bu mahallelerde oturanlar zorla planlanan bölgeye nakledilecek ve kendilerine, hayvancılık, yayılma ve göç gibi bedevi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına uygun olmayan modern konutlar tahsis edilecektir.
Kudüs Valiliği, planın amaçlarının, söz konusu arazileri açık otlak ve tarım alanları olmaktan çıkarıp, 1994 tarihli 2. Oslo Anlaşması uyarınca “B” sınıfı kapsamına giren bir kentsel yerleşim bölgesine dönüştürmek olduğunu açıklamıştır ki bu da arazilerin Filistin sivil idaresi ve İsrail güvenlik güçlerinin kontrolü altında olacağı anlamına gelmektedir.
Bedevilere konut inşaatı için 79 dönüm ayrılacak, dönüm başına 6 katlı 12 konut inşa edilecek, ayrıca yol ağı için 35 dönümden fazla yer ayrılacaktır.
Valiliğe göre, bu plan 1997 yılından beri sürdürülen zorla tahliye politikalarının doğrudan bir uzantısı olacaktır. O tarihte, yerleşimlerin genişletilmesi amacıyla el-Cehalin bedevilerinden bir grup, El-İzariyye beldesinin dış mahallelerine nakledilmişti. İşgal yönetiminin bugün aynı politikaları yeniden uyguladığı vurgulanmıştır.
İşgal altındaki Filistin topraklarındaki Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından 2017 yılında yayınlanan verilere göre, Kudüs’te 26 bedevi yerleşim yeri bulunmakta ve o tarihte bu yerleşim yerlerinde 4.856 bedevi yaşamaktaydı.
Kudüs bedevileri, “El-Cehalin” aşiretine mensuptur ve Filistinliler tarafından “Arab El-Cehalin” olarak bilinirler. 1948’deki Nekbe sırasında sürgün edilmeleri sonucunda Beerşeba’nın (Güney Filistin) kuzeydoğusunda yaklaşık 50 kilometreye yayılan ve El-Halil şehrinin 30 kilometre güneyinde bulunan Nakab’daki Tel Arad bölgesinden Batı Şeria’ya sığınmışlardır.
İltica sürecinin başında, bu kişilerin çoğu Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil bölgesinde yoğunlaşmıştır. Ardından bir kısmı farklı zamanlarda Kudüs’e doğru yola çıkarak dört ana bölgeye dağılmıştır: Anata, Vadi Ebu Hindi, El-Han el-Ahmer ve Cebel el-Baba. İşgal makamları, bu bölgelerdeki yerleşimleri tanımayı reddetmekte ve onları buradan yeniden kovmaya çalışmaktadır.
Filistin Duvar ve Yerleşim Karşıtı Direniş Komitesi’nin verilerine göre, 7 Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik soykırım savaşının başlamasından bu yana, işgal güçleri ve yerleşimcilerin saldırıları, Batı Şeria’da 814 ailenin yaşadığı ve toplam nüfusu 4.700’ü aşan 79 Filistinli bedevi topluluğunun tamamen veya kısmen göç etmesine neden olmuştur.
Aynı kaynağa göre, Batı Şeria’daki yerleşim yerleri ve birimlerinin sayısı 542’yi aşmakta ve bu yerleşim yerlerinde toplam 780 binden fazla yerleşimci yaşamaktadır.
Bu yazı Al-Jazeera tarafından yazılmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibine aittir.
