Mescid-i Aksa’ya yönelik sistematik saldırılar, İsrail İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından gerçekleştirilen yeni baskınlarla sürmektedir. Bu hareket, Harem-i Şerif’teki statükoyu değiştirmeyi amaçlayan bir politikanın parçası olarak İsrail hükûmetinin öncülük ettiği saldırıların bir uzantısıdır.
Kudüs ile ilgili konularda uzman yetkililer ve araştırmacılar, bu müdahalenin münferit bir olay olmadığına inanmaktadırlar. Aksine, Netanyahu hükûmetinin Tapınak Gruplarıyla koordinasyon halinde, Aksa’da yeni bir statükoyu dayatmak, Ürdün’ün koruyucu rolünü zayıflatmak ve konuyu Aksa’nın zamansal ve mekansal olarak bölünmesine doğru götürmek, Kudüs’ü ve tüm bölgeyi istikrarsızlaştırmakla tehdit etmek için benimsediği sistematik bir politika çerçevesinde gerçekleşmektedir.
Tehlikeli Bir Gerilim
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, ilk tepki olarak 11 Haziran Çarşamba günü yayınladığı bir bildiriyle bu müdahaleyi kınayarak, “uluslararası hukukun ve insani hukukun açık bir ihlali, tehlikeli ve kabul edilemez bir gerilim” olarak nitelendirmiştir. Açıklamada ayrıca, işgalci güç olan İsrail’in derhal bu ihlallere son vermesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bakanlığın resmi sözcüsü Büyükelçi Sufyan Qudah, Ürdün’ün Ben-Gvir liderliğindeki bu tekrarlanan baskınları kesin bir şekilde reddettiğini vurgulamıştır. Bu baskınların, namaz kılan Müslümanların Aksa’ya girişine kısıtlamalar getiren İsrail polisi tarafından kolaylaştırıldığını ve bunun, Aksa’yı zamansal ve mekansal olarak bölme ve sahada yeni bir statükoyu dayatma yönünde açık bir girişim olduğunu belirtmiştir. Quda, toplam alanı 144 dönüm olan Mescid-i Aksa’nın yalnızca Müslümanlara ait bir ibadethane olduğunu, idaresinin ise Ürdün Vakıflar Bakanlığı’na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’ne bağlı olduğunu belirtmiştir.
Ayrıca, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hıristiyanlara ait kutsal mekanlara doğrudan tehdit oluşturan ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki durumu istikrarsızlaştırma tehlikesi taşıyan bu ihlallerin devam etmesinin sonuçları konusunda uyarılarda bulunmuştur.
Siyasi Bir Araç
Kudüs konusunda uzman araştırmacı Ali İbrahim ise Ben-Gvir’in baskınlarının, İsrail’deki aşırı sağcı hükûmet içindeki bazı isimlerle, Mescid-i Aksa’da dini ritüelleri dayatmaya çalışan Talmud grupları arasındaki açık siyasi ittifakın bir parçası olduğunu ifade etmiştir.
Quds Press’e konuşan İbrahim, İsrailli siyasetçilerin davranışlarının açık bir şekilde Tapınak Gruplarının görüşlerini benimsemeye doğru evrildiğini, Knesset üyeleri ve bakanların sık sık baskınlara katılarak, yerleşimlerdeki halk desteğini harekete geçirmek için Yahudi dini günlerini istismar ettiğini ifade etmiştir.
Kudüs’ün doğusunun işgalinin Yahudi yıl dönümüne denk gelen 26 Mayıs 2025’teki baskının, işgal hükûmetinin üyelerinin katılımına şahitlik ettiğini, Mescid-i Aksa üzerinde tam egemenlik kurma ve İslami Vakıflar İdaresi’nin rolünü sonlandırma yönünde açık çağrılar içerdiğini, ayrıca Gazze’ye yönelik saldırıların devam etmesi yönünde kışkırtıcı söylemlerin buna eşilik ettiğini belirtmiştir.
İbrahim, bu tür baskınların artık radikal sağcılar arasında, özellikle de Mescid-i Aksa konusunda kimin daha radikal görüşlere sahip olduğu konusunda yarışan politikacıların popülaritesini artırmak için siyasi bir araç olarak kullanıldığını ifade etmiştir.
Ben-Gvir’in, güvenlik teşkilatının doğrudan yöneticisi olarak işgal polisine baskınları yoğunlaştırması için yeşil ışık yaktığını ve yerleşimcilerin Aksa içinde şarkı söyleyip dans etmek de dahil olmak üzere Talmud ritüellerini açıkça yerine getirmelerine izin verdiğini de sözlerine eklemiştir.
Radikal Tapınak Gruplarının yakın zamanda Ben-Gvir tarafından bu uygulamalara resmen izin veren kararları kutladığını söylemiştir. Bunlar Aksa içinde ritüellerin icra edilmesini meşrulaştırmaya doğru bir adım olarak görülmekte ve bu da pratikte Aksa’nın, daha önce el-Halil’deki İbrahim Camii’nde yaşananlara benzer şekilde, bir Yahudi kutlama alanına dönüştürülmesi sürecini kolaylaştıracaktır.
İbrahim, bu politikanın statükoyu değiştirmeyi, Aksa’da kalıcı bir Yahudi varlığı kurmayı ve Müslümanların girişine ek kısıtlamalar getirmeyi amaçlayan tehlikeli bir aşamanın önünü açtığı ve bunun, Yahudi dini günleri sırasında büyük çaplı baskınlar yoluyla Burak Meydanı veya İbrahim Camii senaryosunun tekrarlanmasının bir ön hazırlığı olduğu konusunda uyarıda bulunmuştur.
İbrahim, sözlerinin sonunda, bu Siyonist aşırılığa karşı gereken cevabın halkın ve resmî kurumların harekete geçirilmesiyle mümkün olabileceğini, Ürdün’ün bir koruyucu olarak konumunun desteklenmesinin ve Aksa’da çok geç olmadan bir oldu bittinin dayatılmasını önlemek için acil olarak İslam ve Arap dünyasını harekete geçirmenin önemini vurgulamıştır.
Tapınak Grupları, Ben-Gvir’in Aksa’nın içinde şarkı söylenmesine ve dans edilmesine izin verme kararını kutlamak amacıyla salı sabahı Mescid-i Aksa’ya büyük çaplı bir baskın düzenlenmesi çağrısında bulunan bir bildiri yayınlamıştır.
Bu yazı Seyfettin Bakir tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibine aittir.
