Kudüs’ün tarihi kapılarından biri olan el-Halil Kapısı’nın birkaç metre uzağında küçük bir avluda yer alan iki mezar, içinde kimin yattığına dair hiçbir yazı taşımamasıyla dikkat çekiyor. Bu durum, araştırmacılar ve tarihçiler arasında geniş çaplı bir tartışmaya yol açmış; çeşitli rivayetler ve efsanelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Söz konusu iki mezar, Kudüs Kalesi’nin karşısındaki Ömer Bin Hattab Meydanı’nda, iki modern binanın arasında yer alıyor. Taş bloklardan inşa edilmiş olan bu mezarlar şekil olarak birbirlerine benziyorlar. Mezar taşlarından birinin sarıkla süslenmiş olması, burada yatan kişinin toplumda yüksek statüye sahip bir erkek olduğunu düşündürüyor. Diğerinin üzerinde bulunan daha dar başlık ise burada gömülü olan kişinin bir kadın olabileceğine işaret ediyor.
Bununla ilgili öne çıkan bazı rivayetlerde, bu mezarların Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kudüs surlarını inşa eden iki mühendise ait olduğu ve padişahın emriyle idam edildikleri iddia edilir. Diğer rivayetlerde ise burada Yahudi şahsiyetlerin gömülü olduğu ya da bu mezarların mahallenin şeyhi ve eşine ait olduğu geçer. Ancak bu iddiaların sağlam delillere dayanmadığını belirtmek gerek. Bir diğer iddiaya göre mezarlardan biri, surların yapımıyla ilişkilendirilen ünlü Osmanlı mimarı Mimar Sinan’a aittir. Ancak bu iddia da geçersizdir çünkü Mimar Sinan’ın mezarı İstanbul’da bulunmaktadır.
Kudüslü bazı aileler ise mezarları kendi aile bireylerine atfetmektedir. Örneğin, Gavanime Ailesi bu mezarları Emir Abdüddaim’e atfederken, Safuti Ailesi ise bunların Hacı İbrahim Safuti ve eşine ait olduğunu öne sürmektedir. Aynı şekilde, bu mezarların Faslı Şeyh Ali el-Gamari’ye ait olduğu da iddia edilmiştir. Ancak bu iddia da, Gamari’nin mezarının tehcir edilmiş Davayime köyünde bulunması nedeniyle geçerliliğini yitirmektedir.
Tarihçi Kamil el-Asali, bu mezarların kime ait olduğunun bilinmediğini ve büyük ihtimalle Kudüs surlarını koruyan veya gözeten kimselere ait olabileceğini ifade eder; ancak bu konuda da kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Tarihçi Dr. Muhammed Haşim Guşa’ya göre ise bu iki mezar, Kudüs Kalesi Sorumlusu Naibi Sinan bin İlyas’a, eşine ve kızına aittir. Guşa, bu görüşünü bazı belgelerle ve coğrafi konumla desteklemekte, buranın “Safedi Türbesi” olarak bilindiğini belirtmektedir. Tarihçiler, el-Halil Kapısı’nın farklı isimlerle anılmasının (Davud Mihrabı Kapısı, Davud Kapısı, Tüccarlar Kapısı, Balık Kapısı gibi) bu mezarlarda yatan kişilerin kimliğinin belirlenmesini zorlaştırdığını vurgulamaktadır.

Mezarları üç yönden çevreleyen binalarda İsrail Turizm ve Bilgilendirme Dairesi’ne ait ofisler bulunmaktadır (El Cezira).

Rivayetlere göre mezarlar, depremler gibi doğal etkenlerden ötürü sonradan eklenmiş taş bir platform üzerine inşa edilmiştir (El Cezira).

Mezar taşlarında defnedilenlerle ilgili hiçbir bilgi bulunmamaktadır (El Cezira).

Mezar taşlarından birinin Osmanlı tarzı bir sarıkla süslenmiş olması, burada yatan kişinin toplumda yüksek statüye sahip bir erkek olduğunu düşündürüyor (El Cezira).

Mezarların karşısında Kudüs Kalesi surlarında yer alan “Ömer Bin Hattab Meydanı”nın levhası (El Cezira).

Mezarların yer aldığı taş platforma birkaç basamakla çıkılmaktadır (El Cezira).

Ömer Bin Hattab Meydanı, Halil Kapısı ve mezarların bulunduğu alanın çevresini gösteren bir kare (El Cezira).
Bu yazı el-Cezira tarafından hazırlanmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibine aittir.
