```php ``` 2026 Kudüs’ün İşgali Yıl Dönümü - Kudüste Bugün

Written by Görüş

2026 Kudüs’ün İşgali Yıl Dönümü

Kudüs’ün İbrani takvime göre işgal yıl dönümü bu yıl 15.05.2026 Cuma gününe denk geldi. Bu söz konusu tarihlerin ilk kez çakışması olmasa da, işgal yetkilileri -Tapınak Grupları ile tam bir entegrasyon içinde- bu durumu tüm cephelerde yürüttükleri tasfiye savaşı kapsamında Mescid-i Aksa ve Kudüs şehrinde yeni emsaller dayatmak için bir fırsat olarak gördü. İşgal yönetimini buna teşvik eden unsur; peş peşe 5 Cuma namazının engellenmesini, 20 gün boyunca Teravih namazının, 27. gece dahil olmak üzere Ramazan ayı boyunca itikafın ve Ramazan Bayramı namazının yasaklanmasını kapsayan ve Aksa’nın 40 gün boyunca kapatılmasıyla elde edilen sonuçlar oldu. Tüm bu yaşananlar, Mescid-i Aksa’nın 1967’deki işgalinden bu yana ilk kez gerçekleşen ilk emsallerdir.

1) ​Herhangi bir kutlamanın cuma gününe denk gelmesi durumunda, Müslümanların cuma günü Aksa’daki yoğun varlığı nedeniyle herhangi bir baskının güvence altına alınmasının imkansızlığı ve olası bir çatışmanın doğuracağı derin sonuçlar sebebiyle, perşembe günü bir “telafi baskını” düzenlenmesi alışılagelmiş bir durumdur. Buna rağmen Tapınak Grupları, baskının cuma günü dayatılmasını talep etti. Bir dizi Siyonist siyasetçi de onlarla iş birliği yaparak cuma günü baskının uygulanmasını talep eden iki dilekçe imzaladı: İlki 03.05.2026 tarihinde 13 siyasetçi tarafından, ikincisi ise 11.05.2026 tarihinde, 19’u Başbakan Benyamin Netanyahu liderliğindeki iktidardaki Likud partisinden olan 22 siyasetçi tarafından imzalandı. Bu durum, Aksa’ya yönelik bu tarihi dayatma girişiminde Netanyahu ile bir koordinasyon olduğuna işaret etmektedir.

2)​14.05.2026 Perşembe günü, cuma gününün “telafi edici kutlaması” olarak sabah ve öğleden sonra Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlendi ve akşam saatlerinde Bayrak Yürüyüşü gerçekleştirildi. Baskına 1.412 yerleşimci katıldı; bu sayı, Siyonistlerin sayısındaki alışılagelmiş artış “trendine” aykırıdır. Zira baskıncı sayısı 2025’te 2.092, 2024’te ise 1.601 idi. Bu durum, Tapınak Grupları ve tabanının “telafi baskınını” kabul etmediğini ve asıl baskının cuma günü yapılması yönündeki kışkırtmalarına devam ettiklerini göstermektedir. Bu, her telafi baskınında tekrarlanan bir durumdur; çünkü Tapınak Grupları, adetleri olduğu üzere her zaman saldırının en yüksek tavanına tutunmaktadır.

​3)​İşgal polisi, yerleşimcilerin Aksa’da tamamen yalnız kalabilmelerine zemin hazırlamak amacıyla, Aksa’daki dini ilimler okulunda final sınavları olan bazı öğrenciler hariç, 60 yaş altı erkeklerin ve 50 yaş altı kadınların içeri girmesini engelledi. Erkek ve kadınlara iterek, vurarak ve kovalayarak saldırdı. Ayrıca Filistinlilerin, kimlik kartlarında ikametleri olan sakinleri hariç, Eski Şehir’e girmelerini yasakladı. Sabah saatleri boyunca Aksa’daki cemaat sayısı 150’yi geçmezken, sadece baskının ilk saatinde yerleşimci sayısı 200’e ulaştı.

​Baskın sırasında işgal polisi, namaz kılanların avlularda kalmasını engelledi; onları ve vakıf çalışanlarını kapalı yapılara girmeye zorladı. Böylece mescidin avluları tamamen Siyonistlere kaldı. Baskına dair, Tapınak Grupları’nın gövde gösterisi için yayınladıkları dışında hiçbir görüntülü belgeleme yapılamadı. Bu durum, Mescid-i Aksa üzerindeki tam medya karartmasının devam ettiği anlamına gelmektedir; bu karartma Eylül 2025’ten beri yürürlükte olup büyük Kudüs platformlarının yasaklanmasıyla daha da şiddetlenmektedir.

4) ​Bu baskın sırasında onlarca Siyonist bayrağı dalgalandırıldı, Bab’ür Rahme’de Siyonist bayrağı çekildi, toplu halkalar halinde şarkılı kutlama ritüelleri gerçekleştirildi, Haham Yehuda Glick liderliğinde Tevrat “ders halkası” düzenlendi ve yüzüstü tamamen yere kapanarak toplu secde ritüeli yapıldı. Bunların tümü, baskıncıların -işgal polisinin himayesinde- Aksa içinde ilan edilmemiş sinagoglarıymış gibi kalıcı hale getirmeye çalıştıkları Aksa’nın doğu avlusunda yoğunlaştı.

Bu baskınlara Glick’in yanı sıra Tapınak Dağı Okulu dini cemaatinden Haham Eliyahu Weber ve Haham Elisha Wolfson liderlik etti.

5) ​Baskına Yahudi Gücü partisinden iki bakan katıldı: Necef ve Celile Kalkınma Bakanı Yitzhak Wasserlauf ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir. Ayrıca yine Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü partisinden Milletvekili Yitzhak Kroizer ve Netanyahu liderliğindeki Likud partisinden Milletvekili Ariel Kallner katıldı.

​Itamar Ben-Gvir, baskın sırasında yerleşimcilerin gerçekleştirdiği hiçbir ritüeli eksik etmedi; onlarla birlikte şarkı söyleyip dans etti ve Kubbetü’s Sahra’nın önünde İsrail bayrağı açtı. Daha önce işgal polisinin bayrak açılmasını engellediği düşünülürse Ben-Gvir polisin görevini Aksa’da İsrail bayrağının açılmasını himaye etmeye dönüştürmüş oldu. Milletvekili Yitzhak Kroizer ise Haham Meir Kahane’nin yoldaşlarından biri olan babası Haham Yehuda Kroizer ve çocuklarıyla birlikte tam secde ritüeline katıldı.

6) ​Akşam saatlerinde binlerce Siyonist, Müslüman Ma’menullah Mezarlığı’nın enkazı üzerinde kurulan Bağımsızlık Parkı çevresinden başlayan Bayrak Yürüyüşü’ne katıldı. Yürüyüş, Şam Kapısı Meydanı’nda durup Eski Şehir’e baskın düzenlemeden önce Eski Şehir’in batı ve ardından kuzey kapılarının etrafını dolaştı. Burada, bayraklarla, Kudüslülere yönelik küfür, darp, mülklere ve dükkanlara zarar verme eylemleriyle; Tapınak bayrakları ve üzerinde “Mescidinizin yerine Tapınağımızı inşa edeceğiz” yazılı pankartların açıldığı “Araplara ölüm” ve “Eviniz/şehriniz yansın” gibi birçok ırkçı ifadenin kullanılmasıyla sözde “İsrail egemenliği” gösterisi doruğa ulaştı. Bu gösteri, Siyonist ideolojinin barındırdığı yozlaşmayı ve her türlü insani değere olan düşmanlığı somutlaştırdı.

7) ​15 Mayıs Cuma sabahı, işgal polisinin koruması altında binlerce yerleşimci, Mescid-i Aksa’nın kuzey surundaki Esbat Kapısı’nın karşısında, dışarıda yer alan İmam Gazali Meydanı’nda kutlama ritüelleri düzenledi. Bu, Aksa’nın 1967’de işgal edilmesinden bu yana cuma günü bu tür ritüellerin düzenlendiği ilk seferdir. İmam Gazali Meydanı’ndaki ritüeller ilk olarak Aralık 2017’de Işık Bayramı (Hanuka) sırasında, Kudüslülerin burayı Temmuz 2017’deki Babü’l Esbat Direniş merkezi yapmalarına bir tepki olarak başlamıştı. Daha sonra Aksa çevresindeki Tevrat ritüellerinin merkezlerinden biri olarak kemikleşmeye başladı ve Ocak 2023’ten itibaren her İbrani ayının başında buralarda geceleri bu tür şarkılı ritüeller/eylemler düzenlenmeye başlandı.

​Yerleşimciler ayrıca Kattanin Kapısı, el-Vad Caddesi, Kral Faysal Kapısı önü ve Silvan Pınarı’nda da şarkılı kutlama ritüelleri gerçekleştirdiler. Binlercesi, Aksa’ya baskın yapma fırsatı bulma ümidiyle Eski Şehir’de turladı; el-Vad Caddesi’nde Kudüslülere ve dükkanlarına yönelik saldırılarını yenilediler. İşgal polisi ise müdahale ederek saldırıya uğrayan Kudüslülerden dokuzunu gözaltına aldı.

​Bu saldırgan yürüyüşlere ve işgal polisinin kuzeydeki Esbat ve Kral Faysal kapılarını Müslümanlara kapatmasına rağmen 75 bin Müslüman Aksa’ya ulaşmayı ve cuma namazını orada eda etmeyi başardı. Büyük bir kısmı akşam namazına kadar mescitte kalarak hayal edilen cuma baskınının gerçekleştirilmesi için herhangi bir fırsat doğmasını engelledi.

​Sonuç olarak bu baskın, Mescid-i Aksa ve çevresinde kademeli olarak fiili durum (statüko) dayatma sürecinde yeni bir zirveyi oluşturdu. Yaşananlar, işgal yönetiminin murabıtların sayısının getirdiği karmaşıklığı ve onlarla çatışmanın yansımalarını hala hesaba katmak zorunda olduğunu gösterdi. Ancak işgal yönetimi, bu karmaşıklıkları etkisiz hale getirme imkanlarını hala denemekte ve araştırmaktadır. Eğer bu art arda gelen denemeler gerçek bir tepkiyle karşılaşmazsa bu durum işgal yönetimini Mescid-i Aksa’nın kimliğine dokunacak kesin adımlar atmaya teşvik edebilir. Bu da tüm ümmetin caydırıcılık denklemini yeniden dikkate alması gerektiğini ve mescidin bazı kısımlarını gasbedip yapısını mimari olarak değiştirmeye yönelik kesin bir aşamaya geçilmeden önce, bu baskınlara/saldırılara bir bedel ödetmesini zorunlu kılmaktadır.

 

Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ziyad Ibhais tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibine aittir.