İsrailli siyasi figürlerin Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırı ve ihlal sahnesindeki varlığı, mescid üzerinde “İsrail egemenliğini” göstermenin ve gerek İslami Vakıflar İdaresi ile onu destekleyen çevrelere, gerekse Gazze’deki Filistin direnişi gibi bu meseleyle bağlantılı veya Filistin sahnesinde etkin olan çeşitli taraflara mesaj vermenin bir parçasını oluşturmaktadır.
Son yıllarda Aksa’ya yönelik siyasi baskınlar, Siyonist yerleşimcileri harekete geçirmenin ve onları mübarek Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlara dâhil etmenin araçlarından biri hâline gelmiştir. Aynı zamanda Siyonist yerleşimcilerin temsilcilerinin Knesset’te ve işgal hükümetinde üstlendiği rol de öne çıkarılmaktadır. Bu kişiler, Aksa’ya yönelik baskınların ön saflarında yer alan aktörler olarak gösterilmekte; baskınlara açıkça gerçekleştirilen ritüeller, işgal bayrağının göndere çekilmesi ve benzeri uygulamalar eşlik etmektedir. Bu durum, daha fazla yerleşimcinin söz konusu baskınlara katılmasını teşvik etmektedir.
Temmuz Ayı Sonuna Kadar Gerçekleştirilen Siyasi Baskınların Bilançosu
Mescid-i Aksa, 2026 yılının başından bu yana çok sayıda siyasi baskına sahne olmuştur. 1 Ocak 2026 ile 31 Temmuz 2026 tarihleri arasında Aksa’ya yönelik yaklaşık 13 siyasi baskın gerçekleştirilirken, geçen yılın aynı döneminde (1 Ocak 2025–31 Temmuz 2025) bu sayı 10 baskın olarak kaydedilmiştir.
Bu artış, özellikle Mescid-i Aksa’nın yaklaşık 40 gün boyunca kapalı tutulduğu ve bu uzun süre zarfında yalnızca Ben-Gvir tarafından gerçekleştirilen bir siyasi baskının yaşandığı göz önünde bulundurulduğunda, Aksa’ya yönelik baskınlara verilen siyasi desteğin boyutunu ortaya koymaktadır.
Bu durumun ortaya çıkardığı sonuçlar bağlamında ise, işgal yönetiminin tüm kademelerinin Aksa’nın mevcut durumunda değişiklikler yapma çabası içinde olduğu görülmektedir. Özellikle Ben-Gvir’in gerçekleştirdiği kapsamlı değişiklikler ve yerleşimcilere daha fazla ihlalde bulunma izni verilmesi, bu çabanın önemli göstergelerindendir.
Yarım Yıl İçinde Mescid-i Aksa’ya Gerçekleştirilen Siyasi Baskınlar
2026 yılında Mescid-i Aksa’ya yönelik ilk siyasi baskın, 13 Ocak 2026 tarihinde radikal Siyonist Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından gerçekleştirildi. Ben-Gvir, baskın sırasında işgal polisinin üst düzey yetkilileri tarafından eşlik edildi. Filistin kaynaklarına göre baskın grubunda 18 işgal polisi ve 9 özel birlik mensubunun yanı sıra bir grup yerleşimci de bulunuyordu. Aksa, 15 Şubat 2026 tarihinde ikinci siyasi baskına sahne oldu; bu kez Knesset üyesi Amit Halevi, Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi.
Ben-Gvir’in ikinci baskını, Aksa’nın kapatılmasının 38. gününe denk geldi. 6 Nisan 2026 tarihinde Ben-Gvir mescide baskın düzenledi. İbranice kaynaklara göre kendisine, polisin üst düzey yetkililerinden bazıları ile işgal ordusunun iç cephe komutanlığından bazı isimler eşlik etti. İbranice kaynaklar bu baskını, “İran’la yaşanan savaş sırasında uygulanan kamuya açık toplantı kısıtlamalarının ardından mekânın ziyaretçilere yeniden açılması yönündeki çabaların bir parçası” olarak gerekçelendirdi. Nitekim Aksa, aynı gün hem Siyonist yerleşimcilerin baskınlarına hem de Müslümanların ibadetine açıldı.
12 Nisan 2026 tarihinde ise Ben-Gvir, Aksa’ya yönelik üçüncü baskını yönetti. Baskın sırasında Mescid-i Aksa’nın çeşitli noktalarında aleni Yahudi ritüelleri gerçekleştirdi.
Kudüs’ün Doğusunun İşgalinin İbrani Takvimindeki Yıl Dönümünde Büyük Siyasi Baskınlar
14 Mayıs 2026’da, işgal altındaki Kudüs’ün doğu kesiminin işgalinin İbrani takvimindeki yıl dönümü yaklaşırken —İbranice’de “Kudüs’ün Birleşmesi Günü” olarak bilinen vesileyle— 13 İsrailli siyasetçi, 5 Mayıs 2026’da bu yıl dönümüne eş zamanlı olarak Mescid-i Aksa’nın baskın düzenleyecek kişilere açılması çağrısında bulundu.
Aksa’ya yönelik resmî seferberlik ve teşvik devam etti. Yıl dönümünün arifesinde, 13 Mayıs 2026 tarihinde Negev ve Celile İşleri Bakanı Yitzhak Wasserlauf, Mescid-i Aksa’ya yönelik baskına katıldı. İbrani gazeteler, Wasserlauf’un şu sözlerini aktardı: “Her yıl yaptığım gibi, Kudüs Günü’nü anmak için Tapınak Tepesi’ne çıktım.” Açıklamalarında Siyonist yerleşimci kitleleri, Kudüs’ün doğusunun işgalinin İbrani takvimindeki yıl dönümü vesilesiyle düzenlenecek baskınlara katılmaya ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in öncülük ettiği devrimi görmeye çağırdı. Ben-Gvir’in elde ettiği büyük kazanımları niteleyerek şöyle ekledi: “Artık Yahudiler Tapınak Tepesi’nde hırsızlar gibi dolaşmıyor; artık saklanmak zorunda değiller.”
14 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleşen yıl dönümü dolayısıyla işgal rejiminin çok sayıda siyasetçisi Aksa’ya yönelik baskınlara katıldı. Ben-Gvir de mescide düzenlenen baskına katıldı. Baskın sırasında Ben-Gvir, Kubbetü’s-Sahra’nın önünde işgal rejiminin bayrağını kaldırdı; işgal güçlerinin güvenlik koruması altında provokatif danslar ve aleni ritüeller gerçekleştirdi. Baskının ardından Ben-Gvir, X hesabından şu paylaşımda bulundu: “Kudüs’ün özgürleştirilmesinden 59 yıl sonra Tapınak Tepesi’nde İsrail bayrağını kaldırdım ve gururla şunu söyleyebiliriz: Egemenliği Tapınak Tepesi’ne geri getirdik. Bu yıl Ramazan, uzun yıllardır yaşanan en sakin Ramazan oldu.”
Bu baskın sırasında Ben-Gvir’e, Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) partisinden Knesset üyesi Yitzhak Krozer, babası radikal haham Yehuda Krozer ve ailesi eşlik etti. Görüntülerde Krozer’in Aksa’nın avlularında işgal bayrağını kaldırdığı, babası haham ve ailesiyle birlikte Aksa’nın doğu avlularında Talmudik secde ritüellerine katıldığı görüldü. Ayrıca Kubbetü’s-Sahra’nın önünde çektiği bir videoda şu ifadeleri kullandı: “Buraya Kudüs’ün birleşmesini kutlamak için, bu mescitler olmadan çıkacağız; Tapınağın inşası için çalışacağız ve Tapınak Tepesi’nde egemenliği tesis ettiği için Ben-Gvir’e teşekkür edeceğiz.”
Kudüs kaynaklarına göre, sabah saatlerinde gerçekleştirilen baskına Likud partisinden Knesset üyesi Ariel Kallner da katıldı.
“Tapınağın Yıkılışı” Yıl Dönümünde Siyasi Baskınlar Dalgası
Mescid-i Aksa’ya, “Tapınağın Yıkılışı” yıl dönümüne denk gelecek şekilde düzenlenen baskın, siyasi baskınların tırmandırılmasında bir başka dönüm noktası oluşturdu. 23 Temmuz 2026 tarihinde, yüzlerce yerleşimcinin Mescid-i Aksa’nın avlularına düzenlediği baskınla eş zamanlı olarak, aralarında radikal Siyonist bakan Itamar Ben-Gvir, Negev ve Celile İşleri Bakanı Yitzhak Wasserlauf, Knesset üyesi Amit Halevi ve Knesset Başkan Yardımcısı Nissim Vaturi’nin de bulunduğu çok sayıda İsrailli siyasi figür baskına katıldı.
Görüntülerde Halevi’nin mescidin avlularında Talmudik ritüeller gerçekleştirdiği ve baskın sırasında işgal rejiminin bayrağını kaldırdığı görüldü. Ben-Gvir ise Aksa’nın avlularında Talmudik ritüeller gerçekleştirdi, işgal polisinin kurduğu bir çadırın altında fotoğraf çektirdi ve Aksa’nın içinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Yahudiler artık Tapınak Tepesi’nde daha önce hiç olmadığı şekilde ibadet ediyor.”
Açıklamalar yalnızca Ben-Gvir ile sınırlı kalmadı. Baskın sırasında Knesset Başkan Yardımcısı Nissim Vaturi, Aksa üzerindeki kontrolün Batı Şeria üzerindeki İsrail kontrolünü sağlamlaştırmanın temelini oluşturduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bu tepeyi kontrol etmezsek hiçbir yeri kontrol edemeyiz.” Vaturi ayrıca sağcı kitleye yönelik bir mesaj vererek, “Diğerleri sadece bizim misafirlerimiz olacak” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırı ve ihlallerin daha da tırmandırılacağına işaret ediyordu.
Son Aylardaki Bu Tırmanışın Boyutları
2026 yılının son aylarda Mescid-i Aksa’ya yönelik siyasi baskınların sayısındaki artış, büyük önem ve tehlike taşıyan anlamlar barındırmaktadır. Bu artış, Aksa’ya yönelik saldırıların Kudüs’e ve tüm Filistin’e yönelik saldırı bağlamındaki yerini teyit etmekte ve İsrailli siyasetçilerin mescide yönelik saldırılar üzerinden mesaj vermekte ısrar ettiğini göstermektedir. Bu saldırıların başlıca boyutları şunlardır:
- Mescid-i Aksa üzerindeki “İsrail egemenliğini” pekiştirmek: Bunun için siyasi mesajlar verilmekte, Mescid-i Aksa’nın bölünmesinin ilerletilmesine odaklanılmakta ve siyasi baskınlar, Aksa’da yeni bir gerçeklik dayatmanın aracı olarak kullanılmaktadır. Bu durum, bakanların ve Knesset üyelerinin yoğun biçimde mescitte bulunması; bu varlığa eşlik eden aleni Yahudi ritüellerinin gerçekleştirilmesi ve bunların mescit içerisindeki Yahudi varlığının artması ve kalıcılaştırılması üzerindeki etkileri aracılığıyla ortaya konmaktadır.
- İşgalin Yahudileştirme faaliyetlerini yürüten unsurlarının, işgal rejiminin yürüttüğü savaşlara rağmen faaliyetlerini sürdürebilmesi ve yerleşimcileri Aksa’ya yönelik baskınlarda seferber edebilmesi: Bu tırmanış, siyasi katılımın artmasına, işgal rejimi siyasetçilerinin Aksa ve onun insan unsurlarına yönelik kışkırtmalarının yoğunlaşmasına ve aleni ritüeller gerçekleştirmek, işgal rejiminin bayrağını kaldırmak ve benzeri uygulamalar yoluyla Aksa’ya yönelik saldırının doğrudan gözetiminde rol almalarına yansımaktadır.
- Siyonist yerleşimci kitlesini Aksa’ya yönelik saldırılara katılmaya teşvik etmek: Mescid-i Aksa’nın kirletilmesinin resmî olarak desteklendiği ve doğal olarak hukuki ve güvenlik açısından koruma altında bulunduğu mesajı verilmekte; bu himaye ve desteğin, aşırılık yanlısı örgütlerin ve Siyonist yerleşimci kitlesinin hedeflerinin gerçekleştirilmesine katkı sağlaması amaçlanmaktadır.
- İşgal rejimi hükümetindeki aşırı sağcı kesimlerin Mescid-i Aksa’da “sembolik zaferler” elde etme çabası: Bu çaba, tüm Filistin halkına yönelik daha kapsamlı saldırının bir parçası olarak yürütülmekte ve işgal rejiminin yürüttüğü savaşlarda kesin bir askerî zafer elde edememesinin telafi edilmesi amacı taşımaktadır.
Bu yazı Kudüs araştırmaları uzmanı Ali İbrahim tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibine aittir.
