15 Mayıs Cuma günü, Kudüs’ün işgalinin İbrani takvimine göre yıldönümü gerçekleşecek. Siyonistler yıllardır bu günün sabahını Mescid-i Aksa’ya baskın ve İsrail “egemenliğinin” gösterisine dönüştürdü. Akşamlarında ise Bayrak Yürüyüşü düzenliyor, ardından Eski Şehir’e İsrail bayraklarıyla girerek halk ve esnafa saldırıyorlar. Bunu da egemenliklerini ifade eden bir ritüel olarak görüyorlar.
Bu yıldönümü baskınlar açısından özel bir öneme sahip, çünkü “egemenlik gösterisi” cuma gününe denk geliyor. Cuma ise normalde baskınların olmadığı bir gün. Ayrıca Kudüs’ün sokakları ve çarşıları, 48 topraklarından gelen Filistinliler ve Kudüs’ün çeşitli mahallelerinden insanlar ile doluyor. Bu da şehre baskın düzenlemeyi ve geçici egemenlik gösterisini daha karmaşık hale getiriyor.
Kapsamlı bir yok etme ve tasfiye savaşının gölgesinde, Siyonist sağ Mescid-i Aksa’yı sembolik tasfiyenin alanı, Kudüs’ü ise nihai savaş ve tasfiyenin kapısı olarak görüyor. Bu nedenle tüm güçleri, bu günü Aksa’da ve Kudüs’te yeni fiili gerçekler/statüko dayatma gününe çevirmek için seferber olmuş durumda. Siyonistlerin alışılmış yöntemiyle, tümünü gerçekleştirmeyi umdukları kademeli hedefler belirlediler ve hepsi olmasa bile herhangi bir kısmının gerçekleşmesi bile onlar açısından ilerleme sayılacak. Bu hedefler şöyle özetlenebilir:
Birinci Hedef: 15 Mayıs 2026 Cuma Sabahı Aksa Baskını Dayatmak
Bu baskının sabah baskın saatleri olan 06.30–11.30 arasında veya Cuma namazından sonra 14.00–15.30 arasında yapılması hedefleniyor. Böylece 1967’de Mescid-i Aksa’nın işgalinden bu yana ilk kez bir cuma günü yerleşimcilerin Aksa’ya baskın düzenlemesi gerçekleşmiş olacak.
Bu baskın talebine öncülük eden Tapınak Grupları üç temel örneğe dayanıyor:
1- 11 Ağustos 2019’da Tapınağın Yıkılışı Anma adı verilen dini günün Kurban Bayramı’na denk gelmesi. Önce baskının olmayacağı yönünde açıklamalar yapılmış, son açıklamayı bizzat Netanyahu bayram namazı sırasında yapmıştı. Ancak namazın ardından polis baskını zorla gerçekleştirmişti.
2- 10 Mayıs 2021’de (Hicri 1442 Ramazanının 28. günü) Kudüs’ün işgal yıldönümünün Ramazan’ın 28. gününe denk gelmesi. Murabıtlar bedenleriyle, taşlarla ve ellerindeki imkanlarla baskına karşı durmuş, baskını engellemeyi başarmıştı. Aynı günün akşamında da Kudüs Kılıcı savaşı başlamıştı.
3- 2019’da aynı şekilde Kudüs’ün işgal yıldönümünün Ramazan’ın 28. gününe denk gelmesi. İşgal polisi ile Tapınak Grupları iş birliği içinde o döneme kadar Aksa’ya yönelik en sert baskınlardan birini gerçekleştirmişti.
Bu üç örneğin ortak noktası, önemli bir Siyonist-ulusal ya da Yahudi dini gününün kutsal bir İslami günle çakışmasıdır. İşgal polisi normalde böyle günlerde yerleşimci baskınlarını durdururken, bu üç olayı “Yahudiler ve Müslümanlar için eşit hak” ilkesini yerleştirme fırsatı olarak kullandı. Buna göre, Siyonist ya da Yahudi talepleri İslami hassasiyetlerin önüne geçiriliyor ve yerleşimciler kendi bayramlarında Mescid-i Aksa’ya girerken Müslümanlar da kendi bayramlarında girebiliyor, çünkü burası “ortak kutsal mekan” olarak sunuluyor.
Bu örneklerden hareketle, 15 Mayıs 2026 Cuma günü baskın dayatma girişiminin ciddi ve gerçekçi olması bekleniyor. Önceki üç deneyimin gösterdiği gibi (ikisi aynı yıldönümünde gerçekleşmişti) işgal polisi risk değerlendirmesi ya da korku nedeniyle baskınları iptal etmedi. Aksine zorla dayatmaya çalıştı. Birinde başarısız, ikisinde başarılı oldu. Kurban Bayramı günündeki baskında ise sembolik bir girişle yetinmek zorunda kaldılar; baskına katılanlar Meğaribe Kapısı’ndan Silsile Kapısı’na kadar yaklaşık 60 metre ilerleyebilmişti.
Şu ana kadar sahada 15 Mayıs Cuma baskınını dayatmak için şu hazırlıklar yapıldı:
1. Tapınak Grupları, yerleşimciler için 15 Mayıs Cuma günü Mescid-i Aksa’da İsrail bayrağı açma taahhüdünü içeren bir imza kampanyası başlattı.
2.Likud Partisi milletvekili Amit Halevi, İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e çağrı yaparak cuma günü Aksa baskınının kolaylaştırılmasını istedi.
3. Bu siyasi destek daha da güçlendi. Likud’dan 10, Dini Siyonizm akımından 3 olmak üzere toplam 13 Siyonist siyasetçi ortak bir bildiri yayımladı. Bunların arasında üç bakan ve on milletvekili bulunuyor. Bildiride işgal polisi ve Kudüs polisinden 15 Mayıs 2026 Cuma günü baskının kolaylaştırılması istendi. Bunun mümkün olmaması halinde ise 14 Mayıs Perşembe akşamı ek bir baskın düzenlenmesi talep edildi.
İkinci Hedef: 14 Mayıs 2026 Perşembe Günü Yeni Bir Baskın Zamanı Eklemek
Tapınak Grupları, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının beklendiği günlerde destekçilerini sürekli olarak “telafi baskınına” çağırıyor. Kudüs’ün işgalinin İbrani takvimine göre yıldönümü bu yıl cuma gününe denk geldiği ve işgal polisi de cuma baskını konusundaki tutumunu bilinçli olarak belirsiz bıraktığı için, Tapınak Grupları ve onları destekleyen siyasetçiler 14 Mayıs 2026 Perşembe günü akşam saatlerinde ek bir baskın yapılmasını talep etti. Amaç, ikindi namazından sonra yeni bir baskın süresi oluşturmak. Böylece cuma baskını gerçekleşmese bile bu günü Aksa’da yeni fiili durumlar dayatma fırsatına çevirmeyi hedefliyorlar.
Tapınak Dağı Elimizde (Beyadenu) adlı örgüt, on üç siyasetçinin dilekçesine yaptığı yorumda bu talebin temel hedef olduğunu vurguladı. 14 Mayıs Perşembe günü üçüncü bir baskın zamanının kabul ettirilmesi, bunun ileride tüm günlere yayılmasının önünü açacak. Böylece günlük baskın süreleri yaklaşık dokuz saate ulaşacak. Bu da Aksa’nın Müslümanlara açık olduğu süreyle aynı olacak. Nitekim mescit yatsı namazından sonra kapanıp sabah namazından önce yeniden açılıyor.
Tapınak Grupları, bu yeni zaman diliminin baskına katılan sayısını artıracağını düşünüyor. Çünkü bu saatler resmi çalışma saatlerinin sonrasına denk geliyor. Ayrıca özellikle belirtilmeli ki bu talep İsrail hükümeti tarafından beş ay önce Adalet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Yariv Levin aracılığıyla zaten vaat edilmişti.
Elbette Tapınak Grupları taleplerini aşamalı biçimde ilerletecek ve önce perşembe baskınını kabul ettirmeye çalışacak, ardından mümkün olursa cuma baskınını dayatmaya geçecekler. Amaçları her iki kazanımı da elde etmek.
Üçüncü ve Son Hedef: Ben-Gvir’in Kapalı Mescitlere Girmesiyle Yeni Bir Emsal Oluşturmak
İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Haziran 2024’ten bu yana tüm büyük baskınlara bizzat liderlik etmeye ve her büyük baskında Aksa’da yeni bir fiili durum oluşturmaya özen gösteriyor.
Ben-Gvir’in, partisinin hahamı Dov Lior’dan Mescid-i Aksa’nın tüm bölümlerine şahsen girebileceğine dair özel bir dini görüş (fetva) almış olması -ki bu görüş, diğer Yahudilerin kendi inançlarına göre “kutsal alanı kirletme” korkusuyla girişini yasaklayan genel görüşe aykırıdır- kapalı mescitlere, özellikle Kubbetü’s Sahra’ya ve Kıble Mescidi’ne girebilmesinin önünü açıyor.
Bu girişim, “egemenliğinin” gösterisi olarak görülüyor ve aynı zamanda Vakıflar İdaresi’nin kapalı mescitler üzerindeki rolünü de aşındırmayı hedefliyor. Bu ise yıllardır devam eden Aksa’daki asli İslami yönetim rolünü sona erdirme sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bütün bunların karşısında ise Mescid-i Aksa’daki nöbet, ribat ve işgalciye karşı orada direnmek duruyor. Bu, Aksa’nın geriye kalan tek koruyucu kalkanı olarak görülüyor. Ancak bu sıradan bir kalkan değil. Onlarca yıl boyunca Aksa’ya yönelik büyük planları engellemeyi veya geciktirmeyi başardı.
Mescid-i Aksa bugün, kırk gün süren kapanmanın ardından olağanüstü bir canlanmaya tanıklık ediyor. Bu kapanma; Ramazanın yirmi gününü, Ramazan Bayramını ve art arda beş cuma gününü kapsıyordu. Filistin halkından Aksa’ya ulaşabilenler bu kapanma sırasında neyi kaybettiklerini, ondan mahrum bırakılmanın ve uzak tutulmanın ne anlama geldiğini hissettiler. Bunun sonucunda da eskisine göre çok daha kalabalık şekilde Aksa’ya yönelmeye başladılar. Bu durum bile tek başına işgalcinin Aksa’yı Müslümanların hayatından çıkarma çabasının başarısızlığı anlamına geliyor.
14 Mayıs Perşembe ve 15 Mayıs Cuma günlerinde bu ribat hareketi yeniden Aksa’nın koruyucu kalkanı rolünü üstlenebilir. Bu nedenle perşembe günü öğle namazından itibaren ve cuma günü sabah namazından itibaren ribatın yoğunlaştırılması gerekiyor. Hatta işgal polisinin bunu engellemeye çalışacağı kesin olsa da, Aksa’da itikafa girme girişiminde bulunulmasının gerekli olduğu görülüyor.
Bu yazı Kudüs Araştırmaları Uzmanı Ziyad Ibhais tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibi tarafından yapılmıştır.
