Kuran’ın insanlar için hidayet, doğruyu eğriden ayıran ve hidayet kaynağı bir açıklama olarak indirildiği mübarek Ramazan ayında, kaderler kesişir ve İsra toprağı Filistin, iki kıblenin ilki ve iki kutsal caminin üçüncüsü, mucizelerin ve savaşların sahnesi haline gelir. Ramazan geceleri öylece geçip gitmez, her gün batışında bir anı, her sahurda bir gözyaşı veya bir zafer narası taşır. Burada, oruç ile cihadın buluştuğu, dua ile kurşunların birbirine karıştığı yerde tarih, sanki mübarek ay her yıl “iman kılıca, sabır zulme galip gelir” hakikatine tanıklık ediyormuşçasına zaferden katliama ölümsüz bölümler yazmıştır.
Halife Ömer b. Hattab, Hicri 15 yılı Ramazan ayının 13’ünde Kudüs’e ayak basmış, adalet ve merhameti temsil eden yönetimi altında Patrik Sophronius’tan Kudüs’ün anahtarlarını teslim almıştır. Hicri 658 yılında Ramazan ayının 25’inde (6 Eylül 1260), Moğol efsanesini yıkan Aynicâlût zaferinden, Hicri 1393 yılında Ramazan ayının 10’unda (6 Ekim 1973), ümmetin onurunun bir kısmını geri kazandıran savaşa kadar, Ramazan ayı Filistin’de her zaman tarihle dolu bir ay olmuştur.
Modern zamanda da önemini kaybetmemiştir. Çünkü Ramazan ayı “Öfke Günü”, “el-Asfu’l Me’kûl” ve “Kudüs’ün Kılıcı” savaşlarının yanı sıra yüzlerce farklı direniş operasyonuna tanık olmuştur. Ancak Filistin başka yerlere benzemez. Çünkü sadece geçmişin zaferlerini değil, aynı zamanda asla iyileşmeyen yaraları da miras almıştır.
Lid katliamı, Hicri 1367 yılında Ramazan’ın 5’inde (11 Temmuz 1948), oruç tutanların kanının abdest aldıkları suya karıştığı bir zamanda gerçekleşmiştir. Bunu, kavurucu güneşin altında yapılan “Ölüm Yürüyüşü” ve Hicri 1414 yılında Ramazan ayının 15’inde (25 Şubat 1994) Baruch Goldstein’ın eliyle İbrahim Camii’nde gerçekleştirilen katliam izlemiştir. Bu olaylar, camiyi bir kararlılık sembolü haline getirmiş ve Ramazan ayını, bazen zafer tekbirleriyle yankılanan, bazen de yaraları için ağlayan, hayat dolu bir tarihsel kayıt haline dönüştürmüştür.
Bunlar münferit değil, birbiriyle bağlantılı bir olaylar zinciri ve kaderlerinin yazıldığı gecenin, akıbetlerinin yazıldığı gece olduğuna inanan bir halkın hikayesidir.
Bu yazıda, İsra topraklarındaki Ramazan’ın perspektifinden tarih yeniden ele alınacak, olayların nasıl geliştiği ve Kudüs ile Filistin’in mübarek ay boyunca ümmetin odak noktası olarak kalarak hafızasını canlı tutuşu ve Filistin’deki Ramazan’ın zafer ile katliam arasında unutulmaz bir ay olarak kalmasını sağlayışı zikredilecektir.
Ömer b. Hattab, Kudüs’ün Anahtarlarını Teslim Alıyor.
Hicri 15. yılda Ramazan ayının 13. günü, miladi 18 Ekim 636 tarihinde, Emirü’l Müminin Ömer b. Hattab, Kudüs Patriği Sophronius’un, halifenin bizzat anlaşmayı imzalaması şartıyla teslim olmayı ve cizye vermeyi teklif etmesinin ardından Kudüs’e gelmiştir. Hz. Ömer, gelmiş ve ebedi Ömer Antlaşması hazırlanmıştır. Bu antlaşma, cizye karşılığında Hıristiyanların sivil ve dini özgürlüklerini garanti altına almış, Müslümanlar adına Hz. Ömer tarafından imzalanmış ve fetihlerin önde gelen dört komutanı olan Halid b. Velid, Amr b. el-As, Abdurrahman b. Avf ve Muaviye b. Ebi Süfyan da şahitlik etmiştir. Bu tarihi antlaşma ile Müslümanlar, adalet ve merhametin en muhteşem şekliyle Kudüs’ün anahtarlarını teslim almışlar ve Ramazan’ın 13. günü, İsra topraklarında insani fetihlerin ebedi sembolü haline gelmiştir.
Aynicâlût Savaşı
İslam tarihinde kritik bir dönüm noktası olan en önemli savaşlardan biri olan Aynicâlût, Hicri 658 yılında Ramazan ayının 25’inde, miladi 1260 yılında 3 Eylül’de, Filistin’in kuzeyindeki Bisan ve Nablus şehirleri arasındaki Aynicâlût bölgesinde gerçekleşmiştir. Bu savaşta, Memlük sultanı Seyfeddin Kutuz önderliğindeki Müslümanlar, Filistin’in Aynicâlût bölgesinde Hülâgû Han’ın önderliğindeki Moğol ordusunu mağlup etmiştir. Bu savaş, Cengiz Han’ın hükümdarlığından bu yana Moğolların ilk kez yenilgiye uğradığı savaş olmuş ve sonuçlarından biri, daha önce Irak’taki Abbasi Halifeliği’ni deviren Moğol yayılmacılığının ortadan kalkması olmuştur.
10 Ramazan Savaşı
Hicri 1393 Ramazan’ın 10’unda, miladi 6 Ekim 1973’te, Mısır ve Suriye güçlerinin Sina ve Golan Tepeleri’ndeki İsrail işgal güçlerine sürpriz bir ortak saldırı düzenlemesi ile 10 Ramazan Savaşı veya Arapça’da bilinen adıyla 6 Ekim Savaşı patlak vermiştir. Mısır ordusu Süveyş Kanalı’nı geçerek 20 kilometre doğuya ilerlemiş ve İsrail’in 1967’de Sina Yarımadası’nı işgal ettikten sonra inşa ettiği bir dizi tahkimat olan Bar-Lev Hattı’nı geçmiştir. Ateşkes 24 Ekim’de yürürlüğe girmiş, çatışmaların sonlandırılması için müzakereler başlamış ve resmi olarak Mayıs 1974’te tamamlanmıştır.
Filistin Direniş Savaşları
İslam tarihi, Ramazan ayının bereketinden ve kutsiyetinden, cihat ve kardeşlik ruhundan ilham alan Müslümanların bu mübarek ayda gerçekleştirdiği fetihler ve savaşlarla doludur. Bu tarih sadece bir anı değil, onu örnek alma çabasında olan Filistin direnişi için de bir ilham kaynağı haline gelmiştir. Yıllar boyunca işgale karşı kahramanca savaşılmış, olağanüstü zaferler kazanılmış ve dünyayı hayrete düşüren ve ümmetin onurunu koruyan operasyonlar gerçekleştirilmiştir.
Öfke Günü Savaşı
İşgal kuvvetleri, hicri 1425 yılı Şaban ayının on beşi, miladi 29 Eylül 2004’ten Ramazan ayının ikinci günü, miladi 16 Ekim 2004’e kadar Filistin direnişini kırmak ve yerleşim yerlerini vuran roketleri durdurmak amacıyla 17 gün süren operasyonun ardından hedeflerine ulaşamamıştır.
El-Asfu’l Me’kûl
İsrail, Hicri 1435 yılı Ramazan ayının 11’inde, miladi 8 Temmuz 2014’te, Gazze Şeridi’ne “Koruyucu Hat” adını verdiği ve direniş grupları tarafından “el-Asfu’l Me’kûl” adı verilen bir savaş başlatmıştır. 50 gün süren bu savaş, 530’u çocuk, 302’si kadın olmak üzere 2.174 Filistinlinin şehit olmasına neden olmuştur. İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği bombardımanlarda 62 cami tamamen, 109 cami, bir kilise, 10 Müslüman mezarlığı, bir Hıristiyan mezarlığı ve yaklaşık 17.000 ev kısmen yıkılmıştır. 64 İsrail askeri ve 6 sivil ölmüş, yaklaşık 720 kişi yaralanmıştır. Hamas birkaç İsrail askerini esir almış, savaş sırasında İsrail ordusu hatlarının gerisinde bir dizi operasyon düzenlemiş ve İsrail şehirlerini roket saldırılarıyla vurmuştur.
Gazze’de yaşanan ağır can kaybı ve büyük yıkıma rağmen, direniş İsrail’i mağlup etmiş ve hedeflerine ulaşmasını engellemiştir. İsrail gazeteleri ve araştırma merkezlerinin İsrail’in kayıpları ve Ben Gurion Havalimanı’nı felce uğratan direnişe ait roketler hakkında haberler yayınlamaya başlamasının ardından, İsrail aceleyle savaşı durdurmak ve bir anlaşma yapmak zorunda kalmıştır.
Kudüs’ün Kılıcı
Hicri 1442 Ramazan’ın 28’inde, yani 10 Mayıs 2021’de, Gazze’deki Filistin direnişi, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya defalarca baskın yapmasına ve Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde Kudüslülere ait evlere el konulmasına yanıt olarak Kudüs’ün Kılıcı savaşını başlatmıştır. Savaş 11 gün sürmüş ve bu süre zarfında direnişçiler Kudüs ve Tel Aviv’e 4.000’den fazla roket atmıştır. Gazze’den yaklaşık 220 kilometre uzaklıktaki Ramon Havalimanı ilk kez hedef alınmıştır. Yaklaşık 250 Filistinli şehit edilmiş ve 5.000’den fazlası yaralanmış, 13 İsrailli öldürülmüş ve 340’ı yaralanmıştır. Kudüs’ün Kılıcı savaşı, “sahaların birliği” kavramını pekiştirmiş ve Gazze’yi Kudüs, Batı Şeria ve işgal altındaki iç bölgelere bağlamıştır. Batı Şeria’daki direniş hücrelerini harekete geçirmiş, Aksa ve Kudüs’ü savunmak için yeni çatışma kuralları ortaya çıkarmıştır.
Filistin Direnişinin Operasyonları
Ramazan ayındaki kahramanlıklar sadece büyük savaşlarla sınırlı kalmamış, Filistin halkının işgalden kurtulma ve direniş yolunda ilerleme kararlılığını ortaya koyan bir dizi nitelikli operasyonu da içermiştir. Bu operasyonların en dikkat çekici olanları şunlardır:
– Hicri 1413 yılı Ramazan ayının 27’sinde, miladi 20 Mart 1993’te Şehit İmad Akl ile iki arkadaşı tutuklu Muhammed Dahan ve Raid el-Hallak’tan oluşan bir grup, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cebaliye Mülteci Kampı’nın doğusundaki Şehitler Mezarlığı yakınlarında iki İsrail devriyesini pusuya düşürmüş, üç askeri öldürmüş ve dört askeri yaraladıktan sonra güvenli bir şekilde geri dönmüştür.
– Hicri 1422 yılı Ramazan ayının 16’sında, miladi 1 Aralık 2001’de, Ebu Dis kasabasından Usame Bahr ve Nabil Halebiye işgal altındaki Kudüs’te iki bombalı saldırı düzenleyerek 22 yerleşimciyi öldürmüş ve 190’dan fazla kişiyi yaralamıştır.
– Hicri 1422 yılı Ramazan ayının 17’sinde, miladi 2 Aralık 2001’de Büyük Bedir Savaşının yıl dönümünde, Nablus şehrinden şehit Mahir Habişa, Hayfa şehrinde bir İsrail otobüsüne yönelik istişhadi eylemde bulunmuş ve saldırıda 16 İsrailli ölmüş, 55 kişi yaralanmıştır.
– Aynı gün, Hamas’ın askeri kanadı El-Kassam Tugayları, Gazze’nin kuzeyindeki Elei Sinai yerleşiminde şehadet eylemcileri Cihad el-Mısri ve Mesleme el-Arac tarafından gerçekleştirilen, bir İsrailli nükleer bilimcinin ölümüne ve beş kişinin yaralanmasına neden olan saldırının sorumluluğunu üstlenmiştir.
– Hicri 1423 yılı Ramazan ayının 10’unda, miladi 15 Kasım 2002’de, İslami Cihat’ın askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri’ne mensup üç Filistinli — Ekrem el-Hneyni, Ziyab el-Muhtesib ve Vela Surur — el-Halil şehrinde ortak bir operasyon düzenleyerek 14 İsrailli subay ve askeri öldürmüştür.
– Hicri 1423 yılı Ramazan ayının 16’sında, miladi 21 Kasım 2002’de, el-Halil şehrindeki Dura kasabasından Kassam Tugayları üyesi Nail Ebu Hilal, işgal altındaki Kudüs’te, Kiryat Menahim mahallesinde bir şehadet eylemi düzenlemiş, radikal yerleşimcileri taşıyan bir otobüste kendini patlatarak 15 kişiyi öldürmüş ve 47’den fazla kişiyi yaralamıştır.
– Hicri 1431 yılı Ramazan ayının 21’inde, miladi 31 Ağustos 2010’da, Batı Şeria’nın güneyindeki el-Halil’in doğusundaki Kiryat Arba yerleşim bölgesinin girişinde, dört yerleşimci araçlarına düzenlenen silahlı saldırıda öldürülmüştür.
– Hicri 1438 yılı Ramazan ayının 26’sında, miladi 21 Haziran 2017’de, Batı Şeria’nın merkezindeki Halamiş yerleşiminden üç yerleşimci, Ramallah’ın kuzeyindeki Kobar kasabasından genç bir Filistinli olan Ömer el-Abd tarafından gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda öldürülmüştür.
– Hicri 1443 yılı Ramazan ayının 6’sında, miladi 7 Nisan 2022’de, Cenin mülteci kampından bir genç olan Ra’d Hazim, Tel Aviv’deki Dizengoff Caddesi’nde bir saldırı düzenleyerek yoldan geçenlere ateş açmış, beş kişiyi öldürmüş ve altı kişiyi de yaralamıştır. Yakalanması için sekiz saat süren bir arama operasyonu yapılmıştır.
Ramazan’ın Kanayan Yaraları
İsra topraklarında Ramazan sadece zafer ve fetih ayı olmamış, aynı zamanda oruç tutan ve namaz kılanlara karşı işlenen en korkunç katliamlara da tanık olmuştur. Sanki bu mübarek ay zafer tekbirleri ile şehitlerin çığlıklarını bir araya getirmiş gibiydi. Bu, tek ve kesintisiz bir kan ve kararlılık zinciridir. Ümmete, onur yolunun her zaman iyileşmeyen yaralardan geçtiğini ve işgal güçlerinin Kadir Gecesi ile kurşun gecesi arasında hiçbir ayrım yapmadığını hatırlatır.
Lid Katliamı
Hicri 1367 yılı Ramazan ayının 5’inde, miladi 11 Temmuz 1948’de, Moşe Dayan komutasındaki bir komando birliği, akşam saatlerinde topçu ateşiyle ve sokaklarda hareket eden her şeye yoğun ateş açarak şehri bastıktan sonra katliamı gerçekleştirmiştir. Arap vatandaşlar saldırıdan kaçarak Dehmeş Camii’ne sığınmış, ancak Siyonist teröristler camiye ulaşır ulaşmaz oraya sığınan 176 sivili öldürmüş ve bu Siyonist katliamın kurbanlarının sayısı 426’ye ulaşmıştır.
İbrahim Camii Katliamı
Hicri 1414 yılı Ramazan ayının 15’inde, miladi 25 Şubat 1994’te, cuma sabah namazının ikinci rekatında, İbrahim Camii’ni koruyan işgal güçleri, radikalliğiyle bilinen Yahudi yerleşimci Baruch Goldstein’ın otomatik tüfeği ve bir dizi mühimmatla camiye girmesine izin vermiş ve Goldstein hemen cami içinde namaz kılanlara ateş açmaya başlamıştır. Katliamda 60 Filistinli ölmüş, onlarcası yaralanmıştır. Hayatta kalanlar Goldstein’i etkisiz hale getirip öldürmüştür. Katliama birden fazla İsrailli silahlı kişinin katıldığı bildirilmiş, ancak yaygın kanı, Goldstein’ın İbrahim Camii’nde tek başına ateş açtığı yönündedir.
Sonuç
Hicri 15 yılı Ramazan ayının 13’ünde, Hz. Ömer, İsra topraklarına ayak basmış, adalet ve merhametle Kudüs’ün anahtarlarını teslim almış, bu günü ümmetin tarihindeki ebedi fetihlerin simgesi haline getirmiştir. O günden bu yana, Filistin’de Ramazan ayı bir dizi zafer ve katliama tanık olmuştur: Aynicâlût’tan Kudüs’ün Kılıcı’na, Lid’de oruç tutanların kanının akıtılmasından İbrahim Camii’nde namaz kılanların kanının akıtılmasına…
Bunlar parça parça anılar değil, kanayan yaraların bir gün yeni fetih tekbirlerine dönüşeceği ve Hz. Ömer’in, teslim aldığı Kudüs’ün anahtarlarının, Allah’ın izniyle, çocuklarına ve torunlarına geri döneceği konusunda ilahi bir vaat ve halkın ahdidir.
Bu yazı Fadl Urabi tarafından kaleme alınmıştır, çevirisi Kudüs’te Bugün ekibine aittir.
